- 2400 Yıllık Felsefe Okulu Behramkale Köyü
- Assos Antik Liman Gezisi
- Babakale, Osmanlının Yaptırdığı Son Kale
- Bababurnu, Asya Kıtası’nın En Batı Ucu
- Geyikli Plajı’nda Bir Gün (Odunluk İskelesi)
- Polente Feneri’nde Gün Batımı
- Bozcaada Ayazma Plajı’nda Bir Gün
- Bozcaada Tekne Turu
- Bozcaada’da Ne Yenir Nerede Yenir?
- Bozcaada Sokakları’nda Küçük Bir Gezi
- Her Şeyiyle Bir Bozcaada Gezisi
- Alexandria Troas Antik Kenti
- Kilitbahir Kalesi, Piri Reis’in Dünya Haritasını Çizdiği Yer
- Salim Mutlu Özel Harp Anıları Müzesi
- Çanakkale Şehitler Abidesi
- Conk Bayırı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurulduğu Yerdir.
- Mehmet Akif Ersoy Evi
- Ayazma Pınarı Tabiat Parkı
- Makara’da Kahvaltı
- Makara’da Akşam Yemeği
- Sonbaharda Assos Gezisi
- Troya Müzesi
- Troya Ören Yeri
- Zeus Altarı Gezisi
- Adatepe Köyü Gezisi
- Küçükkuyu Gezisi
- Kışın Adatepe Köyü Gezisi
- Kışın Zeus Altarı
- Kışın Assos Ören Yeri
- Kemerdere Su Kemeri

Çanakkale gezi takvimindeki en büyük eksiklerimizden birini de kışın Assos Ören Yeri gezisi yaparak tamamladık. Assos’a defalarca geldik. Behramkale’yi defalarca gördük. Antik limanda defalarca kaldık ancak hem zaman sıkıntısı hem de şartlar nedeniyle hiç Assos Ören Yeri gezisi yapmamıştık.
Baştan söyleyeyim burayı görmediyseniz Assos’u görmüş olmanızın hiçbir hükmü yok.
Maalesef alan çok büyük. Ören Yeri, kuzeyde verimli Tuzla Nehri vadisi, batıda Ege Denizi’nin güney kıyı şeridi, doğuda İda Dağı ve güneyde Midilli Adası’na kadar uzanan panoramik manzaralara sahip. Yani gezmek o kadar kolay da değil.

Yüksek bir tepeden antik limana kadar uzanan oldukça geniş bir alan. Antrenmanlı olmak yanında anlamlı bir gezi için zaman kısıtınızın da olmaması gerekiyor. Bu nedenle şahsen ben güneşin altında bu işin olmayacağını baştan belirterek kışın güneşli bir günde geniş zamanlı bir gezi tavsiye ediyorum.
Çünkü buna kesinlikle değer. Ören yeri, tüm bu değerlerin yanı sıra masmavi bir denize ve muhteşem gün batımı manzaralarına da sahip. Özellikle gezgin ve foto severlerin güneş batarken Athena Tapınağı’na gidip orada hem güneşin batışını seyretmesi hem de fotoğraf çekmesi şart.
Yazımın bundan sonraki kısmında gezgin arkadaşlarım için Assos Ören Yeri ile ilgili işinize yarayacak detaylı bilgiler paylaşacağım.
Assos Ören Yeri Gezisi
Assos Ören Yeri’ne Nasıl Gidilir?
Assos Ören yeri, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde Midilli Adası’nın tam karşı yakasında bulunuyor. Burası arabayla İstanbul’a 6 saat (430 km), İzmir’e 3 saat (260 km) uzaklıkta. İstanbul’dan gelmek için İstanbul-Bandırma hızlı feribotunu kullanırsanız daha az yorulursunuz ancak değip değmeyeceğinin tercihi tabii ki size bağlı.
Ayvacık-Behramkale Köyü yolu oldukça iyi bir yol. Diğer taraftan 40-45 dakika süren Küçükkuyu-Behramkale Köyü yolu için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Sahilden giden yol oldukça dar ve yorucu.

Aracınız yoksa İstanbul ya da İzmir’den otobüs ile gitmek isterseniz inmeniz gereken aktarma noktası Ayvacık Terminali. Ayvacık Terminali’ne ulaştıktan sonra 17 km uzaklıktaki Behramkale Köyü’ne saat başı kalkan minibüslerle 30 dakikada ulaşabilirsiniz.
Ankara’dan otobüsle gelenler ise Çanakkale’de indikten sonra Ayvacık minibüsüne binmek zorunda. Çanakkale-Ayvacık arası ise yaklaşık 45 dakika sürüyor. Ayvacık Terminali’ne ulaştıktan sonra 17 km uzaklıktaki Behramkale’ye saat başı kalkan minibüslerle 30 dakikada ulaşabilirsiniz.
Burada araba ile gelecekler için çok önemli bir husustan bahsetmek istiyorum. Son yapılan yol düzenlemelerinden sonra Antik Liman Yolu oldukça tehlikeli hale gelmiş. Uzun, dar ve dik rampa özellikle geceleri oldukça tehlikeli. Bazı yerlerde 2 araba yan yana geçerken oldukça zorlanıyor. Diğer taraftan limana inseniz bile burada çok ciddi bir otopark ve hareket kabiliyeti sıkıntısı var.
Behramkale içerisindeki yollarda andezitten yapıldığı için araba devamlı zıplıyor. Köyde de otopark yeri çok sıkıntılı.
Ören yeri ve antik liman için en doğru park yeri Behramkale’nin aşağı girişindeki otopark alanı. Buraya arabanızı park edip kafanız rahat şekilde planlama yapabilirsiniz. Ören yeri için yukarı yürüyeceksiniz antik kent için de Behramkale’den kısa mesafe taksi ile gelmeniz daha doğru olabilir. Bilginize…
Assos Ören Yeri Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti
Ören yeri 08:00-20:00 (Kışın 17:30) saatleri arasında ziyarete açık. Giriş Ücreti: 11 €. Müze kartınız varsa ören yerine giriş ücretsiz. Girişte 100 TL (2025) vererek müze kart alabilirsiniz.
Assos Ören Yeri’nin Tarihi
Assos ile ilgili ilk kayıtlar MÖ. 13. yüzyıl Hitit kaynaklarında görülüyor. Hitit İmparatorluğu’nun yayılma girişimlerine karşı, 22 Kuzey Batı Anadolu şehir devleti’nin oluşturduğu siyasi-askerî birlik için Hititler Assuwa ismini kullanmış. Bu şehirlerden biri de Assos’muş.

Antik kaynaklara göre, Midilli Adası’ndan Methymna kenti sakinleri, MÖ 7. yüzyılda buraya göçmüş ve Assos’u kurmuş.
Şehir, MÖ 560-546 tarihleri arasında Lidya egemenliği altında kalmış. Bu dönemde Lidya’ya tabi olan batı Yunan devletleri arasında başlıca ticaret merkezlerinden biriymiş. Çünkü konumu Assos’u kolayca savunulabilir bir liman kenti haline getirmiş.
Anadolu, MÖ 546 yılında Pers Krallığı hakimiyeti altında girmiş.
MÖ 540-530 yılları arasında Athena Tapınağı inşa edilmiş.

MÖ 478/77-412 yılları arasında şehir Yunanlıların siyasal alanda meydana getirdikleri en büyük birlik olan Assos Attika Delos Deniz Birliği Üyesi olmuş.
Assos’a stratejik önemini kazandıran yüksek rakım, onu aynı zamanda nefes kesici bir konuma getirmiş. Şehir, MÖ 4. yüzyılda şöhretinin zirvesine ulaşmış.
MÖ 365 yılında Pers satrapı Ariobarzanes, Assos’u kuşatmış. Şehir, Perslilerin kara ve denizden kuşatmasına başarıyla direnmiş. Perslere bağlı banker Eubulos da Assos ile ve Atarneus (Dikili) arasındaki bölgenin yönetimini ele geçirmiş.
Eubulos tahminen MÖ 360 yılında kölesi Hermias’ı Atina’daki Platon’un akademisine göndermiş. Hermias akademide Aristoteles ile yakın dostluk kurmuş.

MÖ 350 yılında Aterneus’a geri dönen Hermias, Eubulos’un ölümünden sonra onun ardılı olarak Assos’un
idaresini devralmış.
Hermias, MÖ 347 yılında Platon Akademisi’ndeki eski öğrenci arkadaşları Arietoteles, Erastos, Koriskos ve
Kleanthes’i Assos’ta bir felsefe okulu kurmak üzere davet etmiş.
Onlar şehre gelince aynı yıl şehrin yönetimini de onlara bırakmış. Aristoteles Assos’ta Ethik ve Politika eserlerinin ilk taslaklarını hazırlamış. Bu büyük filozofların varlığı sayesinde şehir, kısa bir süre içinde Platon öğretisinin Anadoludaki en önemli merkezi haline gelmiş.
Daha sonra Hermias’ın evlatlık kızı Pythia ile evlenen Aristoteles, Platon’un MÖ 347 yılındaki ölümünün ardından şehirde 3 yıl geçirmiş. Bu konuda rivayet olan hikayeler var.

“Assos Kralı Hermias, sınıf arkadaşı olan Aristo’yu şehre davet eder. Bu ziyaret sırasında Hermias’ın dünya güzeli evlatlık kızı Pythias’a aşık olan Aristo, şehirden ayrılmasına rağmen Pythias’ı aklından çıkaramaz.
Bu durumu öğrenen Hermias, Aristo’nun Assos’ta bir felsefe okulu kurması şartıyla evlatlık kızı ile evlenmesine izin vereceğini söyler. Bu şartı kabul eden Aristo, Assos’ta bir felsefe okulu kurar ve M.Ö. 348-345 yılları arasında bu okulda 3 yıl boyunca felsefe dersleri verir”.
Bu konudaki bir başka rivayet hikaye ise Aristo’nun, hocası Platon’un ünlü eseri “Devlet”te anlattığı ütopik devleti hayata geçirmek için Assos’ta yaşadığı ve felsefe dersleri verdiği yönünde.
İcraatçı, enerjik ve felsefeye düşkünlüğü ile bilinen Hermias bir tiran olarak tanımlansa da Platon’un devlet
teorisini en iyi gerçekleştirmiş yönetici olarak tarihe geçmiş.

Pers kralının emri ile Rhodos valisi Mentor, MÖ 345 yılında misafir ettiği Hermias’ı tutuklayarak İran’daki
kralın sarayına göndermiş; Assos bir kez daha Pers kontrolü altına girmiş.
MÖ 341 yılında Hermias İran’da Persler tarafından öldürülmüş. Bunun üzerine filozoflar da Assos’tan ayrılmış.
MÖ 334 yılında Büyük İskender Troas bölgesindeki Pers hakimiyetine son vermiş ve şehri kurtarmış.
MÖ 331 yılında Stoacı Kleanthes, Assos’ta dünyaya gelmiş. Assoslu boksör Kleanthes Atina’ya giderek stoacılığın kurucusu Zenon’un 19 yıl boyunca öğrencisi olmuş. Kuvvetli ve çalışkan kişiliğinden dolayı arkadaşları tarafından kendisine “Herakles” denmiş. Zenon’un Stoa Poikile’de ders vermesinden dolayı onun öğretisi stoacılık olarak isimlendirilmiş.

Şehir, MÖ 3. yüzyıla gelindiğinde çok iyi korunmuş bir sur duvarına, ünlü Athena Tapınağı’nın bulunduğu 235 m yüksekliğinde bir akropole ve surların dışında yaklaşık 1000 yıldır sürekli kullanılan, Anadolu’nun en iyi korunmuş nekropollerinden birine sahipmiş.
MÖ 241 yılında Assos, Pergamon Krallığı hâkimiyetine girmiş.
MÖ 204 yılında Assoslu Sodamos, 144. Olimpiyatları birincilik ile bitirmiş.
MÖ 133 yılında Pergamon Krallığı’na ait Batı Anadolu toprakları vasiyet yolu ile Roma
Devleti’ne bırakılmış.

MS 16 yılında Germanicus Julius Caesar Claudianus, karısı Agrippina ve oğlu Caligula Assos’u ziyaret etmişler.
MS 56/57 yıllarında havari Aziz Paul tarafından ziyaret edilen Assos, Hristiyanlığı kabul eden ilk Batı Anadolu şehirlerinden biri olmuş.
I. Konstantin, MS 330 yılında başkent Konstantinopolis’i kurmuş.
MS 395-1453 yılları arasında Assos Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu hakimiyeti altında kalmış. Bizans döneminde Assos, bölgesel ve bölgeler arası ticaret için önemli bir taşra şehri haline gelmiş.

Bizans döneminde şehre Machram adı verilmiş. Günümüzdeki Behram isminin de Machram’dan geldiği düşünülmekte.
Helenistik ve Roma dönemlerinde Assos, Akdeniz dünyasının her yerine satılan 40 günde cesedi yok eden ceset yiyici lahit ürünleriyle ünlüymüş.
Selçuklu Devleti Sultanı Süleyman, 1080 yılında Troas bölgesini ele geçirmiş.
Çaka Bey, 1081-1097 yılları arasında Troas Bölgesi kentlerini ele geçirmiş.

İmparator loannes Dukas, 1097 yılında Troas Bölgesi’ni yeniden Bizans topraklarına katmış.
1204-1224 yılları arasında Troas Bölgesi Latinler tarafından ele geçirilmiş.
1261 yılında Troas Bölgesi, yeniden Bizans İmparatorluğu’na katılmış.
Geç Bizans döneminde akropol güçlendirilmiş ve Skamandros vadisinden gelen Bizans mültecilerini Osmanlı saldırılarından korumak için kullanılmış.

1330 yılında Troas Bölgesi’nin güney kesimi Osmanlı egemenliğine girmiş ve Assos Antik Kenti’nin hemen yanına bugünkü Behramkale Köyü kurulmuş. Türkler tarafından bölgede; cami ve köprüler inşa edilmiş.
1785 yılında kente gelen Fransız Büyükelçisi ve antik Yunan uzmanı Marie Gabriel Florent Auguste de Choiseul-Gouffier şehrin planını çizmiş ve Assos’dan övgü ile söz etmiş.
1835 yılında Fransız araştırmacı Charles Texier Assos’u inceleyerek kentin haritasını, Athena Tapınağı
ve surların ayrıntılı çizimlerini hazırlamış.
1835 yılında Sultan II. Mahmud, Athena Tapınağı’nın mimari parçalarını Texier’e vermiş.

1838 yılında akropoliste yapılan küçük çaplı bir kazının ardından Sultan II. Mahmud’un izni ile Fransız arkeolog Désiré Raoul-Rochette tapınağın parçalarını bir savaş gemisi ile Fransa’ya (Louvre Müzesi) götürmüş.
1865 yılında Çanakkale Boğazı’nda inşa edilecek kaleler için gerekli taşın Assos harabelerinden alınacağını haber alan Fransız yetkililer, o yıllarda Kıbrıs’ta görev yapan Edmond Duthoit’e Assos giderek kazı için hazırlıklara başlaması talimatını vermişler. Yaklaşık 3 ay kadar kazı iznini bekleyen Duthoit kentin surlarının
rölövesini alarak oldukça ayrıntılı bir çizim yapmış.
1879 yılında Assos’ta araştırmalar yapan Joseph T.Clarke ve Francis H. Bacon ikilisi, 1881 yılında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü adına kazı yapmak üzere Assos’a tekrar gelmişler.
Bir Yunan polisinin tüm temel özelliklerini yansıttığı için Assos, 1881 yılında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından ilk kazı alanı olarak seçilmiş. İlk arkeolojik kazılar 1881-1883 yılları arasında yürütülmüş.

1883 yılının baharında sona eren kazıda bulunan eserlerin 3/1’lik kısmı Amerikan kazı heyetine verilerek Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Boston Güzel Sanatlar Müzesi’ne, diğer bölümü ise İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne götürülmüş.
Antik kent, Osmanlı ve modern dönemlerde hiçbir inşaata izin verilmemesi nedeniyle erken Helenistik Dönemin en iyi örneklerinden biri olarak kalmayı başarmış ve günümüze kadar ulaşmış.
Boya sektörünün önemli ham maddelerinden biri olan palamut, 1950’li yıllarda Assos limanından dış ülkelere ihraç ediliyormuş. Bugün gördüğünüz taş kagir depo amaçlı binalar palamutları saklamak için inşa edilmiş. Daha sonra boya ham maddesi değişince liman da önemini yitirmiş.
Yaklaşık bir asırlık bir aradan sonra, 1981 yılında Prof.Dr. Ümit Serdaroğlu tarafından yeniden başlatılan kazılar 2005 yılına kadar devam etmiş.

Assos Arkeolojik Alanı, 1982 yılında Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu kararıyla 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiğinden beri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında koruma altında bulunuyor.
2006 yılından itibaren Assos kazıları Çanakkale 18 Mart Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığında yürütülmekte; Almanya’nın Philipps Üniversitesi (Marburg) ve Brandenburg Teknik Üniversitesi (Cottbus) ile ortak çalışmalar yapılmakta.
Assos kazıları, 2017 yılında UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmış.
Günümüzde ise bölge felsefeciler için hala önemini koruyor. Çünkü 2000 yılından beri Aristoteles ve arkadaşlarının yaptıkları gibi burada felsefe toplantıları düzenliyor.
Assos Ören Yeri Bugün
Ören yeri alanı oldukça büyük. Akropolisten antik limana kadar uzanıyor. Ören yerini tam manasıyla gezmek isteyen arkadaşlarım için levhalarda bulunan gezi haritasını buraya kopyaladım.

Alan oldukça geniş ve dik bir yamaçta bulunuyor. Burada gördüğünüz güzergahı takip ederseniz kapsamlı bir gezi de yapmış olursunuz.
-Akropolis
Kentin en yüksek noktası olan (234 m) akropolis, MÖ 7. yüzyıldan itibaren kutsal alan ve savaşlarda 2. bir sığınma alanı olarak kullanılmış.

MÖ 540-525 yılları arasında akropolis üzerine kentin koruyucu tanrıçası Athena için bir tapınak inşa edilmiş.

Bizans Çağı’nda akropolisin çevresi bir sur ile çevrilerek kaleye dönüştürülmüş. Tepenin daha zayıf olan
kuzey ve doğu kenarları beş adet burç ile güçlendirilmiş.

Kuzeydeki kare planlı burcun arkasında 2 mekândan oluşan bir sarnıç, ana kaya kesilerek oluşturulmuş.
Bu alan olasılıkla Roma Çağı’na kadar dinsel fonksiyonunu devam ettirmiş. Roma Çağı’nda bu alanın kullanımı ilişkin arkeolojik kanıtlar mevcut değil.
Akropolisin batısındaki terasın Erken Osmanlı Dönemi konut alanı olarak kullanıldığını gösteren kanıtlara ulaşılmış.

Tapınağın çevresindeki Bizans Çağı iç kalesine ait yapılar konaklama ve depolama için kullanılmış.
Üzeri tonoz ile kapatılan ve batıdaki mekanın içerisindeki merdivenle inilen sarnıç 1950’li yıllara kadar köy
halkı tarafından kullanılmış.
1950’li yıllarda tapınağın kuzeyine bir yel değirmeni inşa edilmiş.

Akropolisin konumu, antik çağda olduğu gibi bugün de nefes kesici. Özellikle güneşin batımını çekmek için en ideal nokta.
-Athena Tapınağı
Assos kentinin koruyucu tanrısı Gök tanrı Zeus’un kızı olan savaş tanrıçası Athena’ymış.

Athena evlenmemiş; kızları, kentleri, zanaatkârları (Athena Ergane), fiiozofları ve eğitimi koruyan tanrıçaymış. Tanrıçanın kutsal hayvanı baykuş, bilgeliği sembolize etmekteymiş.
MÖ 540-525 yılları arasında adına inşa edilmiş Assos Athena Tapınağı, o dönemde Troas’ta inşa edilmiş en büyük yapıymış.

Bir sıra sütun dizisiyle çevrili, 30 x 12 metre büyüklüğündeki tapınağın friz ve metoplarında Herkül, Triton, Europa, Sfenksler ve Kentaurlar gibi mitolojik karakterler; boğalar ve bir geyiği parçalayan 2 aslan gibi betimlemeler bugün de görülmekte.
Dor düzeninde metopları ve İon düzeninde frizleriyle, Küçük Asya’da Arkaik Dönem’e tarihlenen tek tapınak ve Anadolu’daki en eski Dor tapınağı.

Frizlerinde Herakles-Kentaur (at adam) mücadelesi, karşılıklı duran sfenksler, boğalar ve ziyafet sahnesi metoplarda ise Zeus’un Europa’yı kaçırması, at üzerinde süvariler, Priamos’un Hektor’un cesedini alması gibi birbirinden farklı konular ele alınmış.
O dönemde Persler, Troas’ta ve tüm Anadolu’da hakimiyet kurmuşlar. Bu olağan dışı seçimin sebebi, tapınağın inşası sırasında değişen siyasi ortam olabilir.
Bu konu ile ilgili olarak tarihçiler; Yunanistan’daki örneklere benzer, üzerinde Herkül sahneleri olan bir Dor tapınağı seçiminin, Assos yönetiminin Pers istilasına karşı Batı Anadolu’da koloniler kuran Atina ile yakınlaşmayı tercih etmiş olduğunu değerlendirmekte.
Tapınak, ana kaya kısmen kesilerek oluşturulan düzlüğe inşa edilmiş. Assoslular Athena Tapınağı’nı akropolis’in doğu kenarına yakın bir noktaya yerleştirerek özellikle gemilerde yolculuk edenlerin görmelerini arzu etmişler.
Girişi doğusunda olan tapınağın uzun yönlerinde 13; kısa kenarlarında ise 6 adet sütün var.

Batı ve güney taşlarına kazıma ve kabartma tekniğinde polygonal duvar görünümü verilmiş.
Yapı malzemesi olarak sadece andezit kullanılan yapı çardak planlı olup, kutsal oda çevresi tek sıra sütun ile çevrilmiş. Hellenistik Çağ’da (MÖ 3. yüzyılın 2. yarısında) kutsal odanın zemini mozaik ile kaplanmış.
Roma Çağı’nda tapınağın kullanıldığına dair bir kanıt mevcut değil.
Maalesef Assos Athena Tapınağı’nın mimari parçalarının bir kısmı bugün Louvre Müzesi ve Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nde sergileniyor.

2010 yılındaki restorasyonda bazı eksik parçalar andezitten yeniden üretilmiş. Tapınağın tam olarak eski halini göstermek üzere de akropolisin Midilli’ye bakan terasına bir tapınak maketi yerleştirilmiş.

Akropolis alanından aşağıya tiyatro bölgesine inmek için 950 m uzunluğunda bir yürüme yolu yapılmış. Bu güzergahı takip ederseniz aşağı bölgeyi gezdikten sonra tiyatro kapısından dışarı çıkabilirsiniz.
-Bouleuterion
Agoranın doğusunda bulunan Bouleuterion, 2 bin 400 yıl önce inşa edilen Assos’un meclis binasıymış. Şehir meclisi karar almak için burada toplanırmış. Meclis aynı zamanda halka açık ve yarı halka açık toplantılara da hizmet vermiş.

Bu binanın en önemli özelliği Antik dönemde Anadolu’daki en eski meclis binası olmasıymış. Bu binada, diğer meclis binalarının aksine oturma yerleri ahşaptanmış. Büyük anıtların da Bouleuterionun önündeki alanda kümelendiği görülüyor.
Tarihçiler Büyük İskender’in Anadolu’ya ayak basmasından hemen sonra Assosluların, Aristoteles’in öğretilerinden hareket ederek Anadolu’daki ilk meclis binasını inşa etmiş olabileceğini düşünüyor.
-Agora
Antik kentin siyasi ve ticari buluşma noktası olan agora için güneydeki eğimli bölge seçilmiş.

Düz bir meydan oluşturmak için alanın kuzeyindeki kayalık 140 m uzunluğunda kesilerek güneyine 12 m yüksekliğinde bir teras duvarı örülmüş.
Agoranın ilk yapıları MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş ve Roma Dönemine kadar bazı yeni yapılar eklenerek uzun bir süre kullanılmış.

Agoranın kuzey ve güneyine çok katlı stoalar (dükkanlar), doğu kenarına meclis binası (bouleuterion)
batı bölümüne ise tapınak ve küçük binalar inşa edilmiş.
Agoradaki kazılarda ticari faaliyetleri destekleyen objeler bulunmuş.
Agoraya dikilmiş olan heykeller, meclis karar anıtları ve onurlandırma yazıtları ise bu alanın politik işlevinin kanıtlarıymış.

Agoraya dikilen en son anıt batı kapısının gerisinde; İmparator II. Konstantius’a (MS 337-353) ait olan
heykelmiş.
Bizans Çağı’nda kamusal işlevi son bulan agora konut alanı olarak kullanılmış.
Toplantı ve ticari faaliyetlerin gerçekleştirildiği çok fonksiyonlu stoalar Hellenistik Çağ’da 2 katlı olarak inşa edilmişler.

Ön cepheleri sütun dizisi ile kapatılan stoaların yapımında aydınlatma ve ısınma için gün ışığı ve manzara dikkate alınmış.
Kuzey Stoanın altında MÖ 4 yüzyıla ait daha erken bir stoanın duvar kalıntısı kazılar sırasında bulunmuş. MÖ 2. yüzyılda inşa edilen Kuzey Stoa bir öncekinden çok daha büyük olup farklı bir oryantasyonda inşa edilmiş.
Agoranın en büyük binası olan kuzey stoanın 1. birinci katı kayalığa yaslanmış. Yapı ile ana kaya arasında boşluk bırakılarak olası nemden korunma sağlanmış.

12,5 m genişliğinde ve 111,5 m uzunluğundaki stoa 12,60 m yüksekliğindeymiş. Her iki katın ön cephelerinde 2,63 m aralıklarla toplam 37’şer adet sütun varmış.
Bunlardan 2. kattaki küçük ve çifte sütunlar biçimindeymiş. İç mekânda gövdeleri yivsiz ve daha ince 20’şer adet sütun kullanılmış. Stoanın alınlıklarındaki kalkan kabartmaları ve 2. katın sütun başlıkları mermerden yapılmış. Yaprak bezemeli mermer sütun başlıkları Pergamon’da (Bergama) üretilmiş.
Giriş-çıkışların kontrolünü sağlamak için ön cephedeki sütunların arası korkuluk levhaları ile kapatılmış. Stoanın zemin katına cephesi boyunca uzanan merdivenlerden giriliyormuş.

2. kata stoanın doğu ve batı kenarlarınki merdivenlerden ulaşılıyormuş. 2. katı taşıyan büyük ahşap kalasların yuvaları kuzey duvarında hala görülüyor.
Roma Dönemi’nde de kullanılan stoanın batı bölümü MS 4. yüzyılda kemik aletler üreten atölyeye dönüştürülmüş. MS 5 yüzyılda ise üst terastaki imar çalışmaları sırasında moloz taşların stoa içine atılmasıyla işlevini yitirmiş.
-Tiyatro
Agora’nın güneyinde, Midilli Adası’na bakan bir yamaçta yer alan tiyatro, çevredeki kayaların kesilmesiyle oluşturulmuş basamaklı bir teras üzerine inşa edilmiş.
MÖ 4. yüzyılın sonlarına tarihlenen yapı, at nalı planlı tipik bir Yunan tiyatrosu.
Yaklaşık 5.000 kişilik kapasiteye sahip yapının yürüme yollarına batı ve doğu yönlerdeki tonozlu girişlerden ulaşılıyor.
MÖ 4. yüzyılın sonlarında inşa edilen tiyatro, Roma Dönemi’nde bazı eklentilerle kullanılmaya devam edilmiş. Festival ve etkinliklerin düzenlendiği bu tarihi tiyatro, Roma döneminde önemli bir sosyalleşme noktasıymış.

Roma Dönemi’nde (MS 2. yüzyıl) gladyatör ve hayvan mücadeleleri nedeniyle seyircileri korumak için ilk oturma sıraları kesilerek bunların yerine korkuluklar eklenmiş.
Hayvan mücadeleleri sırasında ahşaptan ve daha yüksek 2. bir korkuluk, orkestra çevresindeki yuvalara monte edilmiş.
Roma İmparatorluk Dönemi’nde bazı oturma sıraları kentte faaliyet gösteren taş işletmecileri, demirciler ve dericiler gibi meslek birliklerine kalıcı olarak ayrılmış. Meslek birlikleri dışında en üst oturma sıralarından biri de dini mensuplar içinmiş.
Yapıdaki yağmur sularının tahliyesi orkestrayı saran taş kanalların yardımı ile yapılmış.
Orkestranın güneyinde önünde ön sahne olan 2 katlı sahne binası var. Tiyatroda sadece ön sahne önündeki yarım sütunlar mermerden diğer bölümleri ise andezitten yapılmış.
Tiyatronun bir deprem sonucunda yıkıldığı tespit edilmiş. 1990’lı yıllardaki restorasyon çalışmalarında eksik bölümler (kemer ve oturma yerleri) beton ile tamamlanmış.
-Surlar ve Nekropol
Athena Tapınağı’ndan sonra Assos’un en etkileyici yapısı şehir surları. Antik kentin çevresi MÖ 4. yüzyılda inşa edilmiş. 3100 m uzunluğunda, 8 kuleyle desteklenen, 12 m yüksekliğinde, iyi korunmuş bir sur duvarı ile çevrili.

Tüm kenti çevreleyen suraların büyük bölümü hala ayakta ve antik Ege uygarlıklarının göz alıcı taş işçiliğini yansıtması bakımından son derece önemli.
Surlarda kente giriş ve çıkışı sağlayan 2 ana kapı bulunuyor. Biri köyün içinden geçerek ulaştığımız ören yeri giriş kapısı. Diğeri ise limana dönük şu an da gördüğünüz kapı batı kapısı.

Assos’un batı ve doğusundaki ana kapılara bağlanan yolların her iki tarafı nekropol alanı olarak kullanılmış. Burada tabut olarak kullanılan küplerden lahitlere kadar değişik mezar çeşitleri görebiliyorsunuz. Buradaki en eski mezarlar MÖ 7. yüzyılın ortalarına tarihlenmekte.

Halen antik kentin ve tarihi şehrin korunması, tanıtılması ve restorasyonu Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çanakkale Valiliği ve Behramkale köyü yerel yönetimi tarafından yürütülmekte.
Değerlendirme
Assos Troas kentleri içerisinde önemli bir yere sahip. Dolayısıyla bugünkü ören yeri de aynı şekilde önemli. Burası sadece bizim değil çocuklarımızın da görmesi gerektiğini düşündüğüm bir yer.
Yaptığımız gezi sırasında en dikkatimi çeken olay malesef yaşadığımız kötü bir deneyim oldu.
Burası yamaç aşağı bir yer ve yabancı ülkelerde olduğu gibi bu yamacı geçen paralı bir tramvay sistemi yapılmamış.
Bence çoktan yapılmalıydı çünkü buna değecek bir yer.
Diğer taraftan biz yamacı 950 metrelik parkuru yokuş aşağı bitirdikten sonra aşağıdaki tiyatro kapısından çıkacağımızı düşünerek indik. Yol gösteren levhalarda da bu kapıdan çıkabileceğimiz özellikle belirtilmiş olmasına rağmen bu kapıya geldiğimizde şok olduk. Sadece dışa açılan ve kamera sistemi ile denetlenen kapı zincirle kapatılmıştı.
Ben ve eşim tüm bu yolu yokuş yukarı tekrar yürümek zorunda kaldık. Eşim nefes nefese kaldı. Eğer hava sıcak olsaydı ve antrenmanlı olmasaydık başımıza daha kötü şeyler gelebilirdi.
Bu konuyu çıkışta yetkiliye söylediğimde kapının açık olduğunu belirtti. Zincirlerden bahsedince de haberim yok dedi.
Bunun üzerine levhalardan ve ilgisizlikten bahsedip kötü bir şey olsaydı dava edeceğimi şimdi de şikayet edeceğimi belirttim. Özür dilemek yerine nereye şikayet edersen et dedi ben de en kısa sürede şikayetimi yaptım. Sizlerin de bilgisi olması için buraya da yazdım. Böyle değerli bir yerin bu akılla yönetilmesi gerçekten çok kötü.

Assos ve Çanakkale ile ilgili diğer yazılarımız için Çanakkale Gezi Rehberi‘ne bakmayı unutmayın. Sağlıcakla Kalın…



