Site simgesi Gezer Döner – Gezi Rehberi Sitesi

Noel’de Ljubljana

Tromostovje (Üçlü Köprü)

Tromostovje (Üçlü Köprü)

Yazı Dizisi : Slovenya Gezi Rehberi
Daha Fazla Yazı

Noel’de Ljubljana doğru bir tercih olur mu? diye sorarsanız vereceğim cevap şu olur. “Bir Viyana ya da bir Prag olmasa da özellikle Noel Pazarları da açıldıktan sonra tüm farkları samimiyet ve zarafeti ile kesinlikle kapatıyor.”

Son dönemde Avrupa’nın pek çok noktası Noel’de gidilecek en güzel yerler listesinde yer alıyor. İşte o cazibe noktalarından biri de Ljubljana.

Çünkü kasım ayının sonuna gelindiğinde, Ljubljana’nın soğuk kış günleri, şehrin canlı ve neşeli atmosferiyle bir anda ısınıyor.

Bence, ünlü Orta Avrupa şehir pazarlarına iyi bir alternatif sunuyor. Burası hem Noel pazarlarını, hem açık hava konserlerini, , hem tarihi mirası, hem de çok fazla kendine özgü tatlara sahip yerel gastronomiyi birleştirebileceğiniz harika bir yer. Alışveriş tutkunları için de cabası..

Tabii ki tercihinize bağlı olarak çok yakında bulunan Dünya güzeli Bled ve Bohinj kaçamaklarını da eklemeliyim.

Yazımızın bundan sonraki kısmında Noel’de Ljubljana ile ilgili gezgin arkadaşlarımın işine yarayacak daha detaylı bilgilere yer vereceğim.

Noel’de Ljubljana Gezisi

Ljubljana Ulaşım Sistemi

Ljubljana ve çevresinde rahat gezebilmek için öncelikle Ljubljana Ulaşım Sistemi konusunda yeterli bilgi sahibi olmak şart. Çünkü Bled, Bohinj ve Jože Pučnik Havaalanı da şehir ile direkt bağlantılı Ljubljana metropolitan alanında kabul ediliyor.

Şehir ise yaya dostu ve şehir merkezine araba girişi yasak olduğundan, yürümek etrafta dolaşmanın en kolay yolu…

Ljubljana Ulaşım Sistemi yazımız ile şehir ve metropolitan alanında kullanabileceğiniz tüm ulaşım modlarını ve istenen ücretler dahil kullanım bilgilerini detaylı olarak anlatmaya çalıştım. Yazımı dikkatlice okuduğunuz takdirde şehir ve metropolitan alanında çok daha rahat bir şekilde gezebileceğinizi değerlendiriyorum.

–Jože Pučnik Havaalanı (LJU) Ljubljana Ulaşım

Slovenya’nın en büyük havaalanı olan Ljubljana Jože Pučnik Havaalanı, Ljubljana‘nın yaklaşık 24 km kuzeybatısında bulunuyor.

Ljubljana Jože Pučnik Havaalanı

Araba kiralayıp da merkeze 30 dakikada gelebilirsiniz ama otoparkların dolu olduğunu ve merkez bölgede günlük ortalama 20-25 € bedel ödeyeceğinizi de unutmayın. Bu durumla karşılaşmamak için otelinizin ücretsiz otopark imkanı olup olmadığına bakın.

Eğer araba kiralamadıysanız havaalanından Ljubljana‘ya ulaşabilmek için elinizde 3 seçenek bulunuyor.

1. Seçenek buraya çoğunluğun da yaptığı gibi havaalanından Ljubljanski Potniški Promet (LPP)’ye bağlı Arriva Şirketi tarafından işletilen otobüsler ile gelmek.

Ljubljana Jože Pučnik Havaalanı Otobüsleri

Terminalin hemen ön tarafındaki duraklardan kalkan otobüsler Ljubljana, Kranj ve Bled şehir merkezlerine doğrudan sefer yapıyor. 

Ortalama 2 saatte bir kalkan otobüsler, havaalanı ve Ljubljana arasındaki başlıca duraklarda durup Ljubljana Otobüs Terminali (Avtobusna postaja Ljubljana)”ne gidiyor.

Havaalanı Ulaşım Tarifesi

Otobüslerin karşılıklı çalışma saatlerinin fotoğrafını çektim. Gördüğünüz gibi havaalanından Ljubljana‘ya ya da Ljubljana‘dan havaalanına yolculuk için kişi başı 4,1 € ödeniyor.

Yolculuk, uğranılan yerlere göre ortalama 40-45 dakika sürüyor. İsterseniz ödemeyi nakit olarak otobüs şöförüne de yapabiliyorsunuz.

Ljubljana Otobüs Terminali (Avtobusna Postaja Ljubljana)

Yeri gelmişken dönüşte havaalanı otobüslerini nasıl kullanacağınızı da anlatayım. Ljubljana Otobüs Terminali, şehrin banliyö, ulusal ve uluslararası otobüs bağlantılarını sağlıyor.

Şehirler arası ya da uluslararası seyahat için biletlerinizi bu küçücük açık hava terminalinden alıyorsunuz. Açıkçası bir başkentin böyle küçücük bir garı olması hakikaten yakışmadığı gibi oldukça da düşündürücü.

Ljubljana Ulaşım Sistemi

Ljubljana Jože Pučnik Havaalanı, Bled ya da Bohinj‘e gidecek otobüsler de bu terminalden yolun karşısındaki 28 Numaralı Duraktan kalkıyor.

Biz biletleri otelimiz de yakın olduğu için sabah çok talep olabileceğini de düşünerek yolculuk öncesi akşam terminalden aldık. Biletleri internetten ya da şoförden almak da mümkün. Bu otobüslerin zaman çizelgesi için tıklayınız.

Ljubljana Ulaşım Sistemi

Hemen belirteyim, burası aynı zamanda terminalin hemen karşısında bulunan Ljubljana Tren İstasyonu (Železniška Postaja Ljubljana)’nun da önü.

Yeri gelmişken açsanız zaman da kaybetmemek adına durağın tam karşısında yolun diğer tarafında bir börekçi var. Gayet iyi Türkçe de anlıyor. Otobüs kalkmadan bir şeyler alıp yolculuk sırasında yiyebilirsiniz.

Ljubljana Ulaşım Sistemi

Otobüsleri, Ljubljana Ulaşım Sistemi yazımız da anlattığım toplu taşıma bilet ve kartları ile kullanabilirsiniz. Bilet ya da kartınız hep yanınızda olmalı. Biletsiz yakalanırsanız, 40 €’ya kadar para cezası alabilirsiniz.

Bir diğer önemli bilgi de bu otobüslerde şifresiz wi-fi hizmeti sunuluyor. Bilginize…

Olumsuz bir durumu mutlaka karşılaşacağınızı düşündüğüm için yazıyorum. Slovenya’da gördüğüm tek olumsuzluk, sıraya girme bilinci. Maalesef burada pek çok yerde şahit olduğumuz bir durum. Kesinlikle sıraya girmiyorlar. Devamlı bir itiş kakış hali….Son derece rahatsız edici…

2. Seçenek uygun fiyatlı shuttle servisler. Eğer otobüs beklemek istemiyorsanız Ljubljana‘ya shuttle servisler de kalkıyor. Biletlerinizi https://www.goopti.com/en/ adresinden önceden veya vardığınızda Terminal B’de bulunan servis satış noktasına bizzat giderek alabilirsiniz.

Ljubljana Jože Pučnik Havaalanı Shuttle Servisler

Servis ücreti Ljubljana merkezi için kişi başı 12 €. Yolculuk, uğranılan yerlere göre ortalama 30-40 dakika sürüyor. Maalesef biz uçaktan inip satış noktasına vardığımızda servislerin dolduğunu söylediler.

Bu servisleri kullanabilmek için hem servisin havaalanına dönüşünü hem de gelecek uçakları beklemeniz gerekiyor. Bu nedenle bu servisler için önceden rezervasyon yapmak daha doğru. Yoksa bizim gibi taksi kullanmak zorunda kalırsınız.

3.Seçenek Ljubljana‘ya taksi ile gitmek. Üzerinde sarı tabela bulunan taksiler terminal binasının geliş çıkışının hemen dışında bulunuyor.

Mesafe ortalama 30 km. Taksi ile merkeze otelinizin kapısına kadar mesai çıkış saatleri hariç 30 dakikada gidebilirsiniz.

Taksiler, ister geleneksel lisanslı taksileri ister Uber vb. araç çağırma uygulamalarını kullanın, Ljubljana’da dolaşmak için rahat bir yol sunuyor. 

Ljubljana ve çevresinde taksi çağırmak için kullanabileceğiniz birçok taksi uygulaması mevcut. En popülerleri Uber. İçinizin rahat etmesi için ücret tahmini ve GPS takibiyle hızlı teslimat hizmeti sunuyorlar.

Ljubljana ve çevresinde taksi ücretleri taksimetreli olup durakta bekleyen taksi başlangıç ​​​​ücreti 0,80 €-1,50 €, km ücreti 0,70-1,70 €.

Ljubljana Jože Pučnik Havaalanı Taksi

Havaalanından taksiye binmenin 2 yolu var;

İlki uygulamalar ile taksi çağırmak. Böylece yolculuğunuzu uygulama üzerinden gördüğünüz ücret ile ayırtıp sürücünüzü de gerçek zamanlı olarak takip edebilirsiniz. (Ort.23 €)

İkincisi taksi duraklarından taksiye binmek. Havaalanında bekleyen taksiler shuttle servisler gittikten sonra hemen kalkan otobüsler de yoksa fırsattan istifade 60-70 € fiyat isteyebiliyorlar. En fazla 50 € teklif edin ve dik durun. Aslında ederi en fazla 40 €.

Biz şehir merkezli bir çok hareketimizde bize yakın hissettiğimiz Tarık isimli Boşnak arkadaşın taksisini kullandık. Daha hesaplı ödemeler yaptık. Telefon numarasını buraya bırakıyorum. +386 70 355 215

Ljubljana Tarihi

Olağanüstü coğrafi konumuyla Ljubljana Vadisi, yeni yerleşimciler için her zaman ilgi çekici bir yer olmuş. Örneğin, kale tepesi, üzerine bir kale inşa edilmesinden çok daha önce güvenli bir sığınak olarak kullanılıyormuş.

İlk yerleşimciler bu bölgeye  MÖ 2000 sonlarında (erken Bronz ve Demir Çağı) gelmiş. Bahse konu yerleşimciler MÖ 13. yüzyılın sonlarından itibaren kale tepesine yerleşmiş. Slovenler bu yerleşimcilerin ilk ataları olduğunu değerlendiriyor.

İlk yerleşimciler ile ilgili en önemli bulgular, ölülerini çömlek gömme kültürüymüş. O dönemde, kale tepesi hem güvenli ve hem de çevresindeki koşulların tarım ve otlatma için elverişli olduğu yapılan analizler ile kanıtlanmış.

Bu yerleşimciler ormanlardan inşaat için odun temin ederken yaşamak için de geyik avlıyorlarmış. Ljubljanica Nehri’nde de avlanmak üzere birçok kuş ve birçok balık türü varmış. Yine tepeden nehir taşımacılığını etkin bir şekilde kontrol edebiliyorlarmış.

İnsanların bölgeye kalıcı olarak yerleşmesi ise kimi kaynaklarda MÖ 5000’li yıllardan başlatılıyor. Bu kaynaklara göre bölge insanları bu dönemde bataklık arazinin üzerinde yükselen kazıklar üzerine kurulmuş evlerde yaşıyorlarmış.

Ljubljana Bataklığı Çarkı olarak bilinen ve dünyanın bilinen en eski akslı tahta tekerleği, 2002 yılında Ljubljana’nın yaklaşık 20 km güneyindeki bataklık bir alanda bulunmuş. MÖ 3150 dolaylarına tarihlenen tekerlek insanlık tarihinin korunan en eski işlevsel araç parçalarından biri olarak görülüyor. Yaklaşık 5200 yıllık ünlü akslı tahta tekerlek ile kazık evler dönemi arasında ilişki olduğu düşünülüyor.

Bazı tarihçiler ise bölgenin tarihini daha da eskiden yaklaşık 40.000 yıl önceden başlatıyor. Onlara göre Neandertaller, günümüz Ljubljana bölgesinde ara sıra yaşıyor ve yiyecek aramak, avlanmak ve toplamak için tahta uçlar kullanıyorlarmış.

Bu teoriyi kanıtlayan en önemli bulgu ise 2009 yılında Sinja Gorica’da bulunan porsuk ağacı mızrak ucu. Bu mızrak ucu günümüzden yaklaşık 35.000 ila 45.000 yıl öncesine tarihlendirilirken Ljubljana Bataklığı bölgesinde Taş Devri avcılarının varlığına ilişkin verileri de güçlendiriyormuş.

Bu tarih öncesi dönemlerden sonra sırasıyla bölgeye Veneti, İliryalılar, Keltler. Romalılar hakim olmuş.

Roma dönemi MÖ 100 ile 50 yılları arasında Ljubljanica’nın sol kıyısında 1. ve 14. lejyonlar askeri karakol kurmuş ve buraya da Emona ismini vermişler.

Roma kolonisi Emona, ulaşıma elverişli bir nehrin yanında kurulmuş ve bu nedenle şehir daha sonraki dönemlerde de önemini korumuş.

Augustus’un saltanatının sonlarına doğru, askerleri Emona’nın inşasına yardımcı olmuş. Emona’nın şehir surları  MS 14 ve 15 yıllarında inşa edilmiş.

Peki neden tam olarak burası? Bunun nedeni, Romalıların Balkanların güneyinde ve Panonya’nın doğusunda yeni topraklar fethettiği bir dönemde, Alpler ve Dinaritler arasındaki en alçak doğal geçit olan dar Ljubljana Geçidi’ndeki önemli ticaret yollarının kesişme noktasındaki stratejik konumuymuş.

Burası, yolları, kanalizasyonları, kamu binaları, surları ve canlı bir günlük yaşamı olan gerçek bir Roma şehri olmuş. Şehrin çoğu tüccar, zanaatkar, memur ve emekli asker olmak üzere yaklaşık 6000 sakini varmış.

Ljubljana Kalesi

Sokakları, harika cam eşyalar satan tüccarlarla, mezar taşları oyan zanaatkarlarla, kaldırımlarda misket oynayan çocuklarla, altın nişan yüzükleri takan gelinlerle ve şans için muskalar takan yolcularla doluymuş.

Tepe zirvesinde de, Kelt döneminde güçlendirilmiş bir Roma kalesi bulunuyormuş.

Şehrin uzun bir ömrü olmuş, ancak sonsuza dek sürmemiş. Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle ​​birlikte Emona’daki yaşam da gerilemiş.

Bu dönemde Ljubljana’ya bir Slav göçü olmuş. Yeni Slavlar Ljubljana Vadisi kenarlarına yerleşmişler. 

Bugün Roma dönemine ait arkeolojik kalıntılar MS 1. ila 4. yüzyıllara tarihleniyor. Çünkü 5. yüzyılda Hunlar Emona’yı işgal edip yıkmışlar.

Ljubljana Kalesi

Orta Çağ Ljubljana’sının gelişmesi için koşullar ancak 2. milenyumun başlarında olgunlaşmış. Bulunan bulgulara göre bu dönem 11. yüzyılın başlarında başlamış.

Yaklaşık 100 yıl sonra, Erken Orta Çağ döneminde Ljubljana (Almanca adıyla Laibach) veya Luwigana, yazılı kayıtlarda ilk kez anılmış.

Erken Orta Çağ döneminde 1106 yılında Laibach ve çevresi, kalenin mülkiyeti ile birlikte Sponheim Ailesi’ne miras kalmış.

Bu dönemde tepede ahşap bir kale inşa edilmiş. Söz konusu kalenin ilk Ljubljana Kalesi olduğu düşünülüyor.

Ljubljana, Carinthia Dükalığı eyalet yöneticilerinin merkezi iken şehir olma hakkı elde edince ahşap kalenin yerine Sponheim Kalesi olarak da bilinen yeni bir kale inşa edilmiş.

Ljubljana Kalesi

Fotoğrafta gördüğünüz kale temelleri de bu döneme ait. Yapılan kazılarda bu döneme tarihlenen 1164  ve 1183 yıllarına ait 2 kurşun sikke bulunmuş.

Tarihte burada bir kale olduğuna dair ilk kayıt ise 1220 yılına ait. Bu döneme ait kanıtlara göre burası sadece bir kale olarak değil, aynı zamanda soylular için bir konak olarak da kullanılıyormuş.

1256 yılında, Ljubljana Kalesi, bir belgede Carniola Hükümdarlarının en önemli kalesi olarak anılmış.

1270 yılında kale ve şehir Bohemya Kralı II. Otokar Premysl tarafından fethedilmiş.

1335 yılında Carniola, Habsburglara miras yoluyla geçince kale de Habsburg mülkü olmuş. Bu dönemde kale Carniola Lordlarının merkezi olmuş. O kadar önemli hale gelmiş ki şehrin kendi darphanesi bile varmış.

Ljubljana Kalesi

Zenginliği ile dikkat çeken şehre 1415 yılında ilk defa Türkler saldırmış. Yeni ortaya çıkan tehdide istinaden daha sonra Kutsal Roma İmparatoru olacak olan Habsburg Dükü III. Frederick’in emriyle, mevcut kale yıkılıp yüksek duvarları ve kuleleri olan yeni, daha büyük, dairesel bir kale yeniden inşa edilmiş.

Kale yeni ateşli silahlara uyarlanmış. Alanı genişletilmiş. Beşgen kuleye çıkan 2 asma köprü kaleyi dış dünyayla birleştiriyormuş. Sonuç olarak kale bugünkü şeklini almış.

Surlar ise 1416-448 ve 1463-1478 dönemlerinde yapılmış.

Kalenin en eski korunmuş kısımlarından biri, Gotik pencereler ve soylular için bir balkon içeren Aziz George Gotik Şapeli 1489 yılında kutsanmış. Daha sonra Barok tarzda restore edilmiş.

16. yüzyıl çok önemliymiş, çünkü Reformasyon ile Slovence yazılmış ilk kitaplar şehre gelmiş. 

Ljubljana Kalesi

1515 yılında köylülerin ayaklanmasında köylüler kaleye saldırmış, ancak soylular onları püskürtmeyi başarmış.

Çevre surları, Aziz George Şapeli ve köşe kuleleri dışında, diğer tüm yapılar 16. ve 17. yüzyıllarda inşa edilmiş. Surlar boyunca imparator için konut bölümleri inşa edilmiş. İç avlu, soyluların askeri toplantıları için kullanılmış.

İtalyan mimarların ve Roma Katolik Kilisesi’nin himayesinin etkisiyle Ljubljana’nın Barok tarzına büründüğü 17. ve 18. yüzyıllarda huzurlu bir şehir hayatı dönemi yaşanmış. Şehir soyluları, evlerini anıtsal Barok saraylara dönüştürmüş. Burjuvazi ise evlerine yeni ve gösterişli cepheler yaptırmış.

Meryem’in Müjdelenmesi Fransisken Kilisesi

17. yüzyılın ortalarında kale, konut işlevini kaybetmiş. Askeri cephanelik olarak kullanılmış. Bu nedenle de şehre koruma sağlamak yerine depolanan patlayıcı maddeler nedeniyle büyük bir tehdit oluşturmuş.

1797 baharında Fransızları ilk kez Ljubljana’yı ve kaleyi işgal etmiş.

Napolyon’un İlirya Eyaletleri (1809-1813) döneminde kale kışla ve askeri hastane olarak kullanılmış. Ljubljana, İlirya Eyaletlerinin başkenti olmuş ve Slovence artık resmi dil olarak kullanılmaya başlanmış.

1815 yılında Avusturyalıların dönüşünden sonra, kale binası, ağır hapis cezasına çarptırılan kişiler için bir cezaevine dönüştürülmüş. Bu durum 1895 yılına kadar devam etmiş.

İtalyan devrimci Silvio Pellico, Macar Başbakanı Lajos Batthyany ve Sloven yazar Ivan Cankar da dahil olmak üzere birçok ünlü kişi kalede hapsedilmiş. Cezaevi döneminde kale büyük ölçüde yeniden inşa edilmiş.

Kalenin Gözlem Kulesi 1848 yılında inşa edilmiş. Burada yangın durumunda şehri uyarmak veya önemli ziyaretçileri veya olayları duyurmak için top atmakla görevli muhafızlar varmış.

1895 yılındaki şiddetli depremin ardından, belediye başkanı Ivan Hribar’ın becerikliliği sayesinde, şehir yenileme için gerekli fonları temin etmede çok başarılı olmuş ve Ljubljana yeni yüzyıla tamamen yenilenmiş olarak girmiş.

20. yüzyılın başlarında şehir, süslü köprüler, pastel renkli saraylar ve şiirsel kamusal alanlarla doluymuş.

1905 yılında, belediye başkanı Ivan Hribar döneminde belediye kaleyi satın almış. Hribar, kalede bir şehir müzesi kurmayı planlıyormuş ancak konut krizi baş gösterince yoksul aileleri kaleye yerleştirmiş. 

1. Dünya Savaşı sırasında, cezaevi önce siyasi mahkumlar için sonra İtalyan savaş esirleri için kullanılmış.

I. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle, Isonzo Cephesi’nin iç kesimlerinde önemli bir şehir olan Ljubljana, Sloven topraklarındaki 600 yıllık Habsburg egemenliğine de son vermiş. 

2. Dünya Savaşı sırasında kale önce İtalyanlar, İtalya’nın teslim olmasının ardından Almanlar tarafından savaş esirleri için kullanılmış. Eski savunma kulesinin yerine, saatli yeni bir Gözlem Kulesi inşa edilmiş.

II. Dünya Savaşı şehre büyük acılar yaşatmış. Ljubljana, dikenli tellerle çevrelenmiş.

Kurtuluşla birlikte devlet de yeni bir siyasi, sosyal ve ekonomik paradigmaya girmiş. Sosyalist Yugoslavya’da hızlı kentleşme bu döneme damgasını vurmuş, şehir hızla büyürken göçler şehrin nüfusunu artırmış.

Mareşal Tito’nun da 1980 yılında Ljubljana Üniversitesi Tıp Merkezi’nde vefat etmesiyle, Slovenler 1990’da yapılan bir halk oylamasıyla bağımsız bir devlet kurmaya karar vermişler.

Bağımsızlık 25 Haziran 1991’de ilan edilmiş ve Ljubljana ilk kez bağımsız Slovenya’nın başkenti olmuş.

Ljubljana Gezilecek Yerler

-Ljubljana Noel Pazarı

Ljubljana‘nın büyüleyici ve oldukça geniş bir alana yayılan Noel Pazarları, her yıl kasım sonlarında açılıp ocak ayının ortasına kadar devam ediyor.

Noel’de Ljubljana Breg

Faaliyetler tek bir alanda sınırlı tutulmuyor. Noel döneminde Breg, Cankarjevo Nabrežje (Cankar Rıhtımı), Prešernov trg (Prešeren Meydanı), Kongre Meydanı (Kongresni trg), Stritarjeva Caddesi (Stritarjeva Ulica), Pogačar Meydanı (Pogačarjev trg) ve Ljubljana Kalesi (Ljubljanski Grad) yerler bir çok görsel ve bireysel etkinliğe açılıyor.

Bunlardan Breg, Ljubljanica Nehri’nin batı kıyısında yer alan merkezi ama dış sahil bölgesi. Burası 14. yüzyılın başlarından 1849 yılına kadar Ljubljana’nın ana limanı olarak kullanılmış. Renkli tarihi binaları, nehir manzaralı yürüyüş yolları ile dikkat çekiyor.

Yine Cankarjevo Nabrežje (Cankar Rıhtımı), Ljubljanica Nehri’nin doğu kıyısında yer alan merkezi Orta Çağ sahil bölgesi. Adını ünlü Sloven yazar ve şair Ivan Cankar’dan almış. Burası, Üçlü Köprü (Tromostovje) ile Šuštarski Most (Ayakkabıcılar Köprüsü) arasında, Ljubljana Kalesi’nin eteklerine kadar uzanan bölge.

Noel’de Ljubljana Cankarjevo Nabrežje (Cankar Rıhtımı)

Tamamen yayalara ayrılmış olan bu cadde; kafeler, restoranlar, barlar, butik dükkanlar ve nehir turu tekneleriyle şehrin en canlı noktalarından biri.

Pogačar Meydanı (Pogačarjev trg) ise Ljubljana’da, mart ortasından ekim ayına kadar her cuma günü kurulan ve kendine has “Açık Mutfak” yemek pazarına ev sahipliği yapan canlı bir meydan.

Dünya’nın her tarafından gelen yerel şeflerin hazırladığı lezzetli yemekler, ziyaretçiler için hem eğlenceli hem de damak tadına hitap eden bir atmosfer yaratıyor.

Noel’de Ljubljana Pogačar Meydanı (Pogačarjev trg)

Meydan, cumartesi günleri ise ekolojik pazara ve diğer ilgi çekici gastronomi etkinliklerine sahne oluryor. Burası, Noel döneminde de şehrin kalbindeki hareketli yemek kültürünü deneyimlemek isteyen lezzet tutkunlarının mutlaka uğraması gereken bir nokta.

Başta anlattıklarım olmak üzere tüm bu alanlarda kurulan Noel pazarlarında, şenlikli Ljubljana’nın canlılığını ve neşeli atmosferini hissedebilirsiniz.

Peki bu pazarlarda neler yapabilirsiniz. Mesela sevdiklerinize hediyeler bakarken sıcak şarap veya aromatik çay içebilirsiniz.

Noel’de Ljubljana

Pazarları gezdikten sonra, ailelere uygun pek çok ücretsiz etkinliğe katılabilir ya da yakınlardaki cadde ve meydanlarda düzenlenen konserlerden birini izleyebilirsiniz.

Tabii ki alış verişi de unutmamak lazım. Avrupa’nın en yoğun ormanlık ülkelerinden biri olan Slovenya’nın ormanları değerli bir kaynak ve ülke birçok yetenekli zanaatkara ev sahipliği yapıyor.

Yol boyunca ışıl ışıl süslenmiş ahşap tezgahlarda çoğu yerel zanaatkarlar tarafından yapılmış el emeği çeşitli geleneksel Sloven hediyelik eşyaları ve mevsimlik süslemeler satılıyor.

Noel’de Ljubljana

Özellikle yüksek kalitede el oyması ahşap eşyalar arasında mutfak gereçleri, kesme tahtaları ve aksesuarlar bulunuyor.

Yine Sloven tasarımcıların elinden çıkan moda aksesuarları, seramik, takı, örgü, şapkalar, eldivenler, atkılar ve Noel hediyelikleri bulabilirsiniz.

Tabii ki pazarlarda sadece hediyelikler yok. Cermen, Latin ve Slav kültürlerinin kesişme noktasında yer alan Slovenya mutfağı, her zaman hem halkının hem de coğrafyasının çeşitliliğinden etkilenmiş. Tarlalardan ve bahçelerden taze malzemeler toplamak ve temin etmek, Sloven mutfak geleneğinin önemli bir parçası zaten.

Noel’de Ljubljana

Yiyecek stantlarında ise gördüğümüz kadarıyla domuz etinden yapılan Kranjska Klobasa (Carniola Sosisi), açık ateşte asılı bir kazanda pişirilen Jagnječa Obara (Kuzu Güveç), geleneksel Sloven patates dolgulu mantısı žlikrofi, geleneksel bir mısır unu yemeği olan žganci, lahana turşusu, kurufasulye ve patatesten yapılan jota gibi tencere yemekleri, deniz ürünleri, tatlılar, ızgara kestane ve bunların yanında Kuhano Vino (sıcak şarap), sıcak çay, likörler en çok satılan ürünler arasında.

Sunulan ürünler arasında bal, brendi, paketlenmiş tatlılar ve kuru meyve gibi geleneksel Sloven hediyelik lezzetleri de yer alıyor.

Dolayısıyla pazarda gezerken harika yöresel tatlarla da karşılaşacaksınız. Bu konuyu parçalı anlatmamak adına Ljubljana’da Ne Yenir? yazımda anlattım. Tattığımız tüm lezzetleri ve değerlendirmelerimizi bu yazıda bulabilirsiniz.

Noel’de Ljubljana

Yine Ljubljanica Nehri boyunca düzenlenen 30 dakikalık Noel ışıkları tekne turları popüler aktiviteler arasında olduğunu da unutmayın.

-Ljubljana Kalesi (Ljubljanski Grad)

1000 yılı aşkın bir süre etrafında ve bünyesinde yerleşimlere de ev sahipliği yapan Ljubljana Kalesi, hem şehrin hem de ülkenin gelişimine tanıklık etmiş ve hatta bu gelişimin merkezinde de yer almış bir kale.

Ljubljana Kalesi

Yüzyıllardır şehre hakim olan Habsburg Kalesi’nin bizim açımızdan önemi ise Orta Çağ’da Türklere karşı yapılmış bir kale olması ve Türklerin bu kaleyi hiç bir zaman fethedememiş olması.

Kalenin olduğu tepenin korunaklı yapısıyla MÖ 13. yüzyılın sonlarından itibaren Slavların bölgedeki ilk yerleşim yeri olması ve bu nedenle Slovenlerin kale tepesine yerleşmiş insanları ilk ataları olarak görmeleri de cabası…

Ljubljana Kalesi

Şehrin üzerinde yaklaşık 70 m yükseklikteki olağanüstü konumu, korunmuşluğu ve nefes kesen manzarası gerçekten buraya gelen herkesi yüzyıllardır büyülüyor.

Yani Ljubljana’ya gelip Ljubljana Kalesi (Ljubljanski grad) Gezisi yapmadan asla…..Çünkü buradan göreceğiniz manzara kesinlikle şehrin en güzel manzarası olacak. Orta Çağ’da bu kalenin ihtişamını ve önemini de yerinde göreceksiniz.

Ljubljana Kalesi

Kale ile ilgili daha detaylı bilgi için mutlaka Ljubljana Kalesi başlıklı yazımızı da okuyunuz.

-Şehir Meydanı (Mestni trg)

Orta Çağ’da şehrin merkezi olan bu meydan bugün de büyüleyici mimarisiyle Orta Avrupa’nın en güzel Barok meydanlarından biri olarak kabul ediliyor.

Şehir Meydanı (Mestni trg)

Nehrin kale tarafında yer alan bu hoş meydan; güzel binaları ve keyfini çıkarabileceğiniz pek çok kafe ve yeme-içme mekanıyla oldukça dikkat çekiyor. Sadece yaya trafiğine açık olan meydan Noel boyunca harika süslemelere de ev sahipliği yapıyor.

Ljubljanica ile Mestni trg bağlantısını Stritarjeva Caddesi (Stritarjeva Ulica) sağlıyor. Bu caddeden baktığınızda ışıklandırılmış Ljubljana Kalesi’ni de net olarak görebiliyorsunuz. Burası aynı zamanda Urban Turist Treni’nin de kalkış yeri.

Stritarjeva Caddesi (Stritarjeva Ulica)

Burası, yerel kültürün ve şehrin sunduğu görsel güzelliklerin tadını çıkarmak isteyen gezginlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir yaya caddesi. Tablo gibi kafeler ve dükkanlar arasında doyasıya fotoğraf çekmek istiyorsanız burayı mutlaka görün.

Robbov Vodnjak (3 Carniola Nehri Çeşmesi)

Caddeden Şehir Meydanı’na ilk çıktığınız yerde hemen karşınıza Robbov Vodnjak (3 Carniola Nehri Çeşmesi) çıkıyor. Bu çeşme başkentte bulunan ünlü bir Barok çeşme. Ljubljana’nın en çok fotoğraflanan heykeli kabul ediliyor.

Belediye Binası (Magistrat) önünde yer alan çeşme 1743–1751 yılları arasında Venedikli heykeltıraş ve mimar Francesco Robba tarafından beyaz mermer ve yumuşak kum taşından yapılmış. Yapılırken de Roma’daki Fontana dei Quattro Fiumi’den de ilham alınmış.

Robbov Vodnjak (3 Carniola Nehri Çeşmesi)

Adını, Karniyol bölgesinin 3 ana nehrinden (Sava, Krka ve Ljubljanica) alıyor. Kaidede söz konusu nehirleri temsil eden 3 mermer nehir tanrısı figürü ile yüksek bir obelisk var.

Ancak, bu çeşme gerçek değil kopya. Gerçeği 2006 yılında zarar görmemesi için ulusal müzeye taşınmış.

Mestna Hiša (Belediye Binası)

Çeşmenin hemen karşısında merkezi bir konumda Mestna Hiša (Belediye Binası) bulunuyor. Gerçekten mimari olarak Venedik etkileri taşıyan cephesi ile çok güzel bir bina.

18. yüzyılın başlarında Barok tarzında yeniden şekillendirilmiş geç Gotik bir yapı olarak kabul ediliyor çünkü aslen 15. yüzyılın sonlarında usta mimar Peter Bezlaj tarafından inşa edilmiş.

Mestna Hiša (Belediye Binası)

1717 ile 1719 yılları arasında, usta mimar Gregor Maček Snr. tarafından Carlo Martinuzzi tarafından tasarlanan bir ek binanın eklenmesiyle bugünkü görünümünü almış. Daha sonra bina birkaç kez değiştirilmiş, en kapsamlı değişiklik ise 1963 yılında mimar Svetozar Križaj tarafından yapılmış.

Zarif Venedik esintili cephesi, şehir arşivlerinin, heykellerin ve halka açık etkinliklerin geçmişi günümüzle harmanladığı bir avluya açılıyor.

Mestna Hiša (Belediye Binası)

Görkemli saat kulesi ve kemerli avlusu, yüzyıllarca süren kentçilik hırsını yansıtıyor. Bina; saat kulesi, geç Gotik arması plakası, 17. yüzyıl Herkül heykeli, Francesco Robba’nın Narkissos Çeşmesi ve Ivan Hribar Anıtı ile ünlü.

Rehberli gruplar Belediye Binasına girebilir, ancak organize gruplara en fazla 25 ziyaretçi kabul edilmekte ve ziyaretler en fazla 30 dakika sürebilmekte.

Şehir Meydanı (Mestni trg)

Noel sezonunda muhteşem bir şekilde dekore edilen bu bina ve çevresi, şehir ziyaretiniz sırasında mutlaka görülmeye değer.

-Tromostovje (Üçlü Köprü)

Üçlü Köprü, tarihi eski şehir merkezi ile modern şehri birbirine bağlayan 3 köprüden oluşuyor. Ljubljana’nın en ünlü mimarı Jože Plečnik tarafından şehrin kalbi olarak tasarlanmış; şehrin dar bir nehir engelini merkezi ve canlı bir alana dönüştürmesinin basit ama dahiyane bir yolu olarak düşünülmüş.
. 

Tromostovje (Üçlü Köprü)

Köprünün kuzey giriş noktaları Prešeren Meydanı’na açılırken güney giriş noktaları ise Orta Çağ şehri üzerinden Ljubljana Kalesi ve Ljubljana Katedrali’ne bağlanıyor.

1930’ların başında daha eski bir taş köprü üzerine inşa edilen köprü, ortadaki araç yolunu çevreleyen 2 açılı yaya köprüsünden oluşuyor.

Tromostovje (Üçlü Köprü)

Aslen yapıyı oluşturan 3 köprüden ortadaki taş köprü, 1842 yılında yapılmış. Yani yıkılmak yerine tasarıma dahil edilmiş.

Bu köprü de 1842 öncesinde, kuzeybatı Avrupa topraklarını güneydoğu Avrupa ve Balkanlar’a bağlayan stratejik öneme sahip eski bir ortaçağ ahşap köprüsüymüş. Yani bu geçiş noktası çok öncelerden itibaren oldukça stratejik bir nehir geçiş noktasıymış.

Tromostovje (Üçlü Köprü)

1929 ile 1932 yılları arasında, yaya trafiği için tasarlanan yan köprüler, usta mimar Jože Plečnik’in tasarımıyla orijinal taş köprüye eklenmiş.

Yan köprülerin her birinden, nehrin hemen üzerinde bulunan teraslara 2 merdiven çıkıyor ve bu teraslara köprünün genel görünümüne katkıda bulunmak amacıyla kavak ağaçları dikilmiş.

Süslü korkuluklar, sokak lambaları ve alçak taş piramitler, ziyaretçileri Eski Şehrin ortaçağ sokaklarına ve ötesine doğru çeken bir törensel etki yaratıyor. Ljubljanalılar bu köprünün biçim ve işlevi şiirsel bir zekayla birleştirdiğini düşünüyor.

Tromostovje (Üçlü Köprü)

Köprü; zarif korkulukları ve şık aydınlatmasıyla, özellikle gün batımında tablo gibi bir manzara sunuyor.

Bugün hem yerel halk hem de turistler için popüler bir buluşma noktası olan köprü, şehrin canlı atmosferine de renk katıyor. Bu noktadan, harika bir mimarinin ortasından kıvrıla kıvrıla akan Ljubljanica Nehri’ni çok geniş açıdan görebiliyorsunuz.

-Prešernov trg (Prešeren Meydanı)

Prešeren Meydanı, Ljubljana’nın en güzel meydanlarından biri olup özellikle şehir sakinleri arasında oldukça popüler.

Meydan başlangıçta “Hayvan Pazarı” olarak adlandırılmış, daha sonra kiliseye ithafen “Meryem Meydanı” ismini almış, nihayetinde ise adını Sloven şair France Prešeren’den almış.

Aslında burası, beş caddenin birleştiği ve ardından eski şehre açılan kapıdaki köprüye bağlandığı bir kavşak noktası.

Orta Çağ’da oldukça önemli ve ilgi çekici bir konuma sahipmiş; zira ticari trafik, bu meydandan ve günümüzdeki Üçlü Köprü’nün atası sayılan ahşap köprünün başında bulunan şehir kapısı’ndan geçerek surlarla çevrili şehre girermiş.

18. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, şehir surlarının yıkılmasıyla birlikte Prešeren Meydanı belirgin bir şekilde şehir dışı (banliyö) karakteri kazanmış.

Ljubljana’daki diğer birçok meydan gibi, burası da ancak 19. yüzyılın ilk yarısında düzenlenebilmiş.

Burası için mimarinin şiirle buluştuğu meydan demek de mümkün çünkü meydanın merkezinde Slovenya’nın sevilen romantik şairi France Prešeren’in bir heykeli bulunuyor.

France Prešeren Heykeli

Heykeli, heykeltıraş Ivan Zajec, kaidesini ise mimar Max Fabiani (Maks Fabiani) tasarlamış.

1905 yılında dikilen heykel, meydanın hemen karşısında bulunan bir pencerede ölümsüzleştirilen ilham perisi Julija Primic’e doğru bakmakta çünkü burada da bir Romeo Juliet hikayesi var.

Zengin bir tüccar’ın kızı olan Julija Primic, 1816 yılında doğmuş. 1833 yılında Julija, bir davette France Prešeren ile tanışmış. Julija’ya aşık olan şair uzun yıllar boyunca Julija’yı karşılıksız sevmiş. Julija ise bu aşka hiç bir zaman karşılık vermemiş.

France Prešeren Heykeli

Julija’nın annesi başta olmak üzere, çoğu kişi Julija gibi zengin bir kızın France Prešeren gibi bir şair ile birlikte olmasını kesinlikle onaylamamış.

Şair, aşkı için 14 adet sone yazmış olsa da zaman içerisinde o da pes etmiş ama hiçbir zaman Julija’yı unutmamış.

Bugün Julija’nın eski evinin duvarında Julija pencereden dışarıyı izliyormuş gibi bir kabartma var.

Heykelin hemen arka tarafındaki yapı Merkez Eczane (Centralna Lekarna). Mayer Sarayı (Mayerjeva Palača) olarak da biliniyor.

Merkez Eczane (Centralna Lekarna)

1896-97’de Ferdinand Hauser tarafından Neo-Rönesans üslubunda tasarlanmış ve yüzyılın sonundan önce Gustav Tönnies tarafından inşa edilmiş.

2. Dünya Savaşı’na kadar binada şair France Prešeren’in (1800–1849) anısına Prešeren Cafe (Prešernova Kavarna ) adında bir kafe de bulunuyormuş

Meydanda en çok dikkat çeken yapı kırmızı Meryem’in Müjdelenmesi Fransisken Kilisesi (Frančiškanska Cerkev Marijinega Oznanjenja). Kilisenin somon pembesi rengi, Fransisken tarikatını simgeliyor.

Meryem’in Müjdelenmesi Fransisken Kilisesi

Kilise, 15. yüzyılda yıkılan daha eski bir kutsal yapının bulunduğu alanda inşa edilmiş. Tarihçiler bu kiliseden önce aynı yerde 2 belki de 3 kilise olduğunu değerlendiriyor.

Mevcut kilise ise 1646 ile 1660 yılları arasında, Augustinyenlerin desteği ile Francesco Olivieri ve Francesco Rosina’nın yönetiminde erken Barok düzeninde, tek nefli ve 2 sıra yan şapelden oluşan bir bazilika biçiminde inşa edilmiş.1646–1660 yılları arasında başlangıçta Augustinyenler tarafından inşa edilmiş

Kilisenin ön cephesi 1703-1706 yılları arasında Barok tarzında inşa edilmiş.

Gördüğünüz çan kuleleri ise 1720 yılında eklenmiş. Barok ana sunak ise Barok heykeltıraş Francesco Robba tarafından 1736 yılında yapılmış.

Kilise, 18. yüzyılın sonundaki reformların ardından Fransisken tarikatına devredilmiş.

İç mekândaki fresklerin çoğu, 1845 ve 1848-55 yıllarında Matevž Langus tarafından yapılmış.

Kilisenin dış cephesi, 1858 yılında Franz Kurz zum Thurn und Goldenstein’ın hazırladığı planlara göre yeniden tasarlanmış.

1895 yılındaki büyük depremde orijinal fresklerin çoğu, tahrip olmuş.

Meryem’in Müjdelenmesi Fransisken Kilisesi

Yeni tavan freskleri, 1935-1936 yıllarında Slovenyalı empresyonist ressam Matej Sternen tarafından Barok trompe-l’œil tarzında yapılmış.

Kilisenin yanında,13. yüzyıldan kalma bir Fransisken manastırı var. Buranın özelliği Slovenya’nın en zengin
manastır kütüphanesine sahip olması ve bir çok Orta Çağ el yazması da dahil olmak üzere 70.000’den fazla kitap içermesi.

Kilise, 2008 yılından bu yana Slovenya’da ulusal öneme sahip bir kültür anıtı olarak koruma altında tutuluyor.

Gün içerisinde 08:00–20:00 saatleri arasında ziyarete açık.

Prešernov trg (Prešeren Meydanı)

Oldukça hareketli bir yer olan meydanda pek çok bar ve dükkân bulunuyor. Alacakaranlıkta aydınlatıldığında, meydan ışık ve gölgenin bir balo salonuna dönüşüyor; yerliler ve gezginler dondurmacılar, kitapçılar ve sokak müzisyenlerinin önünden vals yapıyorlar.

-Aziz Nikolaos Katedrali (Stolnica Sv. Nikolaj)

Ljubljana Merkez Pazarı ve Belediye Binası’nın yanında bulunuyor. Yeşil kubbesi ve ikiz kuleleriyle dikkat çekiyor.

Başlangıçta burada 1262 yılında inşa edilmiş Gotik bir kilise varmış. Ancak 1469 yılında Sloven tarihçilere göre Türkler tarafından yakılmış.

Aziz Nikolaos Katedrali (Stolnica Sv. Nikolaj)

1701 ile 1706 yılları arasında Venedikli Francesco Bombassi tarafından buraya Barok bir katedral inşa edilmiş.

Kilise kulelerinde, Slovenya’nın en eski ikinci çanı olan 1326 tarihli bir çan, 1706 tarihli Gasparo de Franchi yapımı bir çan ve Strojne Livarne fabrikası tarafından yapılmış beş çan da dahil olmak üzere altı çan bulunmakta.

Eğer bu tür konular ile ilgili iseniz katedralin bronz heykel kapılarını da görün. Bahse konu kapılar 1996 yılında Slovenya’da Hristiyanlığın 1250. yıl dönümünü kutlamak amacıyla eklenmiş ve Papa II. John Paul’ün ziyareti sırasında açılışı yapılmış.

-Ribja brv (Balık Köprüsü)

Ljubljanica Nehri üzerinde yer alan geçitlerden biri olan köprü 2014 yılında Arhitektura d.o.o. yani 2 neslin mimarlık deneyimlerini bir araya getiren tasarım stüdyosu tarafından tasarlanmış, eski ve yıpranmış köprünün yerine yapı mühendisliği ise Ponting İnženirski Biro tarafından inşa edilmiş.

Köprü, güçlendirilmiş cam korkuluklara sahip ince, tek açıklıklı bir çelik yapı.

Ribja brv (Balık Köprüsü)

Köprünün orijinal konsepti 20. yüzyılın başlarında ünlü mimar Jože Plečnik tarafından planlansa da o dönemde inşa edilememiş.

Köprü, güçlendirilmiş cam korkuluklara sahip ince, tek açıklıklı bir çelik yapı.

Ribja brv (Balık Köprüsü)

Adını, korkuluklarını süsleyen ve köprüye ayrı bir cazibe katan balık heykellerinden alan Ribja brv; hem yerel halkın hem de turistlerin keyifli yürüyüşler yapmak, fotoğraf çekmek ve şehrin nehir kıyısındaki dingin atmosferinin tadını çıkarmak için uğradığı popüler bir nokta.

Ljubljana Kalesi

Diğer taraftan eğer tercih ederseniz köprü altı nehir kenarındaki kafede oturmak da gerçekten harika bir deneyim. Burada size çok önemli bir ipucu da vereyim. Köprünün üzerindeki merdiven yanı balkonların olduğu yer kaleyi ve eski şehri harika gören bir yer. Tüm şehirde gece aydınlatmalar da açıldığı

-Ljubljana Üniversitesi (Univerza v Ljubljani)

Park Zvezda (Yıldız Parkı), Slovenya’nın Ljubljana kentinin kalbinde yer alan tarihi bir halk parkı. Adını, merkezden yıldız şeklinde yayılan yollardan almış.

Şehrin en önemli meydanlarından biri olan Kongre Meydanı (Kongresni trg)’nda bulunan park; Ljubljana Üniversitesi ve Slovenya Filarmoni Orkestrası gibi önemli simge yapılarla çevrili.

Park Zvezda (Yıldız Parkı)

1821’deki Laibach Kongresi’nden sonra Kongre Meydanı’nın yeniden tasarımının bir parçası olarak kurulmuş.

Eski bir Kapuçin manastırının kalıntıları üzerine inşa edilen park, Roma Emona’sının izlerini de korumakta. Örneğin, 1836 yılında keşfedilen ve Emona Yurttaşları olarak bilinen 2. yüzyıldan kalma bronz bir heykelin bulunduğu yerde, yaldızlı bir replika bulunmakta.

1918 yılında Avusturya-Macaristan yönetiminden bağımsızlığın ilan edilmesi sırasında burada kalabalıklar toplanmış.

Mimar Jože Plečnik, 1930’larda parkı yeniden tasarlayarak ağaç sıraları, geometrik döşemeler ve çevredeki binalarla daha güçlü görsel bağlantılar eklemiş.

1940 yılında dikilen Kral I. Alexander’ın atlı heykeli, 1941 yılında işgalci İtalyan kuvvetleri tarafından yıkılmış.

Yakınlarda, Barok tarzındaki Kutsal Üçlü Sütunu veba salgınından kurtuluşu anımsatırken, 1954 tarihli Çapa Anıtı Slovenya’nın Adriyatik’e erişimini işaretlemekte.

1991 yılında Slovenya’nın bağımsızlığıyla ilgili olaylarda bu park büyük bir rol oynamış.

Park; güzel bir şekilde düzenlenmiş bahçeleri, yürüyüş yolları ve çeşitli heykel ve anıtlarıyla tanınıyor.

Hem yerel halk hem de ziyaretçiler için popüler bir buluşma noktası olan bu alan, hareketli şehir merkezinde huzurlu bir sığınak sunuyor.

Merkezdeki müzik pavyonu zaman zaman etkinliklere ev sahipliği yapmakta.

Parkın merkezi konumu, onu Ljubljana’nın kültürel ve tarihi cazibe merkezlerini keşfetmek için ideal bir başlangıç ​​noktası haline getiriyor.

Parka bakan Ljubljana Üniversitesi (Univerza v Ljubljani) yönetim binası bugün buradaki en önemli bina. Bu bina 1902’den 1918’e kadar Carniola Devlet Konağı olarak hizmet vermiş.

Ljubljana Üniversitesi (Univerza v Ljubljani)

Daha sonra bina ve çevresi 1919 yılında hukuk, felsefe, teknoloji, teoloji ve tıp olmak üzere 5 fakülteden oluşacak şekilde düzenlenmiş.

1920’lerin ortalarında üniversitenin adı ” Ljubljana Kral Alexander Üniversitesi” ( Universitas Alexandrina Labacensis ) olarak değiştirilmiş.

1941’de, savaşlar arası dönemde üniversitenin önemli altyapı projelerinden biri olan Jože Plečnik Ulusal ve Üniversite Kütüphanesi tamamlanmış.

Nisan 1941’de Yugoslavya’nın işgalinden sonra , üniversite, özerk işleyişine yönelik sayısız sorun ve müdahaleye rağmen, İtalyan ve Nazi Almanyası işgali altında faaliyetlerine devam etmiş. Birçok profesör tutuklanmış veya Nazi toplama kamplarına gönderilmiş.

Çok sayıda öğrenci ya Sloven Halk Kurtuluş Cephesi’ne ya da Sloven Ev Muhafızları’na katılmış.

1945’te Komünist Yugoslavya’nın kurulmasının ardından üniversite tekrar siyasi baskı altına girmiş. Çok sayıda profesör görevden alınmış, bazıları tutuklanıp yargılanmış. En parlak öğrencilerden bazıları göç etmiş.

2018 itibarıylaÜniversitenin, Ljubljana şehrinin çeşitli yerlerinde bulunan 23 fakültesi ve üç akademisi var.

-Šuštarski Most (Ayakkabıcılar Köprüsü)

Ljubljanica Nehri üzerinde yer alan geçitlerden biri olan köprü 1931-1932 yıllarında usta mimar Jože Plečnik tarafından inşa edilmiş.

Buradaki köprülerin tarihi 13. yüzyıla kadar uzanıyor. Önceden bugünkü köprünün yerinde geçmişte Orta Çağ’dan kalma üstü kapalı ahşap bir köprü varmış.

Šuštarski Most (Ayakkabıcılar Köprüsü)

Bu köprüde ayakkabıcıların dükkanları bulunduğu için halk arasında köprüye de Ayakkabıcılar Köprüsü deniyormuş. Yeni köprüde de bu ad korunmuş.

Usta mimar, köprüyü klasik bir geçiş yolu yerine, eski şehir ile yeni şehri birbirine bağlayan geniş, sütunlu ve fenerlerle dekore edilmiş açık bir platform şeklinde tasarlamış.

Halen şehir merkezindeki köprülerden en güneyde olan köprü, 2021 yılında Plečnik’in mirasının bir parçası olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiş.

AB 1838

Köprüyü geçtikten sonra etrafa bakarken Noel kapsamında süslenmiş harika bir cephe fark ettik. Başlangıçta konut zannettik ancak bir otelmiş. Adı, AB 1838 butik bir otel.

AB 1838

Köprünün hemen yukarısında Ljubljana Üniversitesi ve Ljubljana Belediye Sarayı hedefine sadece 5 dakikalık yürüme mesafesinde harika bir konumda bulunuyor.

Tabii ki bu dönemde burada kalmak da harika olurdu. Otel, gerçekten çok hoş bir görsel olmuş.Burayı görünce biz de fotoğraf çekmekten kendimizi alamadık.

nda en güzel fotoğrafları çekilebileceğiniz yer kesinlikle tam da orası.

-Mesarski Most (Kasaplar Köprüsü)

Ljubljanica Nehri üzerinde yer alan geçitlerden biri olan köprü ünlü Sloven mimar Jože Pleçnik’in yaklaşık 100 yıl önceki orijinal yerleşim fikirleri temel alınarak mimar Jurij Kobe tarafından yaya ve bisiklet köprüsü olarak tasarlanmış.

2010 yılında hizmete giren köprü köprü, şeffaf cam zemin bölümlere ve 3 katlı emniyet camı kenarlara sahip çelik bir yapı.

Mesarski Most (Kasaplar Köprüsü)

Eski pazara bağlan köprü bugün korkuluklarındaki aşk asma kilitleri ile ünlü.

-Zmajski Most (Ejderhâ Köprüsü)

Ljubljanica Nehri üzerinde yer alan geçitlerden biri olan köprü 1900–1901 yıllarında Avusturya İmparatoru Franz Joseph I’in tahta çıkışının 40. yılı onuruna mimar Jurij Zaninović tarafından tasarlanmış ve yaya ve araba köprüsü olarak inşa edilmiş.

Bugün şehir merkezinde en kuzeyde yer alan köprü, Avrupa’nın ilk betonarme köprülerinden biri olarak kabul ediliyor.

Zmajski Most (Ejderhâ Köprüsü)

Köprünün dört köşesinde yer alan 4 büyük bakır/bronz ejderha heykeli şehrin simgesi.

Şehrin kurulma efsanelerinden biri de Yunan mitolojisindeki kahraman Jason ve Argonotlar ile ilgili. Jason’ın burada bir ejderhayı yenerek şehri kurduğu rivayet edildiğinden şehrin armasında da hem kale hem ejderha var. Köprüde de bunlar simgeleştirilmiş durumda.

-Bled

Ljubljana denince üstelik de Noel’deyseniz sadece 55 km uzaklıktaki Bled’de gezi planlarınıza mutlaka dahil olmalı.

Bled Kalesi

Son dönemde Avrupa’nın pek çok noktası Noel’de gidilecek en güzel yerler listesinde yer alıyor. Ancak, listenin çok azını aynı zamanda insana huzur da veren şehir dışı turistik cazibe noktaları oluşturuyor.

Bled Gölü

İşte o cazibe noktalarından biri de bence Bled. Ünlü Orta Avrupa şehir pazarlarına büyülü bir alternatif sunuyor. Burası hem Noeli hem manzaraları, tarihi mirasları ve iyi yerel gastronomiyi birleştirebileceğiniz harika bir yer.

Kalesi, gölü, adası ile Jülyen Alpleri’nin bu muhteşem destinasyonu aynı zamanda Slovenya dendiğinde Dünya’da herkesin ilk aklına gelen yer.

Bled Kalesi

Bled ile ilgili daha detaylı bilgi için mutlaka Noel’de Bled başlıklı yazımızı da okuyunuz.

-Bled Noel Pazarı

Bled’in büyüleyici ancak küçük Noel Pazarı, her yıl göl kenarı gezinti yolunda genellikle Kasım sonlarında açılııp Ocak ayının ilk haftasına kadar devam ediyor. Pazar her gün 16:00-22:00 saatleri arasında açık oluyor.

Bled Noel Pazarı

Yerel halk bu döneme Kış Masalı diyor.

Tabii ki büyük şehirlerin pazarlarını beklemeyin. Geceleri gölden gelen ışıkla aydınlatılan ada kilisesi, göl donduğunda yapılan buz pateni ve yoğun sezondan çok farklı, sakin bir kış atmosferi. Ancak yanında da kocaman huzur.

Yol boyunca ışıl ışıl süslenmiş ahşap tezgahlarda çoğu yerel zanaatkarlar tarafından el yapımı olan çeşitli geleneksel Sloven hediyelik eşyaları ve mevsimlik süslemeler satılıyor.

Sunulan ürünler arasında seramik, takı, örgü, bal, brendi, tatlılar ve kuru meyve gibi geleneksel Sloven hediyelik lezzetleri de yer alıyor.

Noel’de Bled

Dolayısıyla pazarda gezerken harika yöresel tatlarla da karşılaşacaksınız. Bu konuyu parçalı anlatmamak adına Noel’de Bled başlıklı yazımızda anlattım.

Noel kapsamındaki günlük eğlenceler, fırıncılık gösterilerinden şarap tadımlarına ve canlı müziğe kadar birçok farklı biçimde karşımıza çıkıyor.

Noel Pazarı

En ünlü ve en güzel etkinliklerden biri de, bölgenin en ünlü öykülerinden biri olan ama sadece 25 Aralık akşamı canlandırılan ” Batık Çan Efsanesi”ni canlandıran Noel Günü ışık gösterisi.

Her yıl, yerli halk ve ziyaretçiler 25 Aralık akşamı gölün etrafında toplanarak kocasının ölümünden sonra perişan olan genç bir dul kadının, tüm altın ve gümüşlerini toplayıp adanın şapeli için bir çan yaptırdığı, ancak daha sonra fırtınanın çanı taşıyan tekneyi yutmasıyla çanın gölün dibine battığını anlatan hikayeyi canlandıran oyuncuları izliyor.

Gösteri sırasında, dalgıçlar ışıklardan yapılmış bir çanı ses, ışık ve ateş gösterisiyle sudan çıkarıyorlar.

Ljubljana Ne Yenir? Nerede Yenir?

Ljubljana çok küçük bir şehir olmasına rağmen bunun tam tersine bir şekilde zengin bir mutfak kültürüne sahip.

Noel’de Ljubljana

Bunun en önemli sebebinin bu küçücük ülkenin tarihinde yer alan çevre ve yakın kültürlerin Slovenya’nın ulus devlet oluş sürecindeki etkileri olduğunu düşünüyorum. Bu durumu kişisel gözlemlerime istinaden şu şekilde açıklayabilirim.

Slovenya ulus devlet bilincine 1900’lü yıllardan itibaren geçmiş ve halen de geçmeye çalışan çok fazla nüfusu olmayan bir ülke.

Ülkenin tarihine bakıldığında ise bu döneme kadar ülkenin kurulduğu coğrafyanın kuzey ve doğudan Habsburg Hanedanı’nın batıdan Venedik Cumhuriyeti’nin güneyden ve doğudan ise Osmanlı İmparatorluğu’nun yoğun geçiş etkisi altında olduğunu görebiliriz.

Osmanlı İmparatorluğu bölgeden çekildikten sonra ise bu etki Macar, Bosna ve Hırvat Mutfakları üzerinden devam etmiş.

Bugün tüm bu etkileri yemeklerin ya da tatlıların tadına baktığınızda bile gözlemleyebiliyor hatta biraz dikkat ederseniz Anadolu etkileşimlerini hissedebiliyorsunuz.

Noel’de Ljubljana

Bu girişten sonra genel olarak Ljubljana Mutfağı’nın özelliklerinden de bahsetmek istiyorum.

Slovenya çok verimli topraklara, sık ormanlara, geniş meralara ve tertemiz çevreye sahip bir ülke. Dolayısıyla kullanılan tüm malzemenin kalitesi de çok yüksek.

Mantar, patates, lahana, şalgam, orman meyveleri, et ve süt ürünleri yemek ve tatlıların ana malzemesini oluşturuyor. Küçücük ülkenin çok fazla bölgesel yemek ve tatlıları var.

Yine deniz ürünleri açısından da çok kısa bir sahil şeridine sahip olmasına rağmen oldukça zengin bir ülke. Bizden farklı olarak balıkları büyük küçük demeden kızartıyorlar. Diğer deniz mahsülleri ise talebinize göre ızgara veya kızarmış olarak servis ediliyor. Serviste de mutlaka uygun bir sos bulunuyor.

Diğer taraftan bu topraklar Doğu Avrupa’nın önemli bir şarap üretim merkezine de ev sahipliği yapıyor. Kendi bira markaları var ve tatları da çok güzel. Yani içki olarak da çok güzel tatlara sahipler.

İşte bu sinerji de ortaya çıkan ve sizlere servis edilen tüm ürünler bugün hem geçmişte buralarda hüküm sürmüş tarihi kültürlerin hem de yerel dokunuşların etkisini taşıyor.

Bu yemekleri yöresel bazda yiyebileceğiniz en güzel mekanlar Gostilna ile başlayan restoranlar ve belki de Noel Pazarları. Buna mutlaka dikkat edin.

Bunun dışında Slovenler için yemeğin bir aile ya da arkadaş birleşmesi şeklinde algılandığını belirtmeliyim. Masalar genelde kalabalık muhabbet ise çok yoğun oluyor. Bu nedenle de yemeğe önden içki alarak başlayıp bayağı bir içtikten sonra ana yemeklere geçiyorlar.

Masada uzun uzun oturup çok güzel keyifli vakit geçiriyorlar. Eğer yan masada iseniz batı kültürünün aksine neredeyse kendinizi bile duyamıyor başta garip gelse de zamanla buna da alışıyorsunuz.

Noel’de Ljubljana

Bu konu tek başına ayrı bir yazı konusu olduğundan ayrıca bir yazı da yazdık. Tattığımız tüm lezzetleri ve değerlendirmelerimizi Ljubljana’da Ne Yenir? başlıklı yazımızda bulabilirsiniz.

Ljubljana Alışveriş

Yukarıda da anlattığım gibi Noel tezgahları çeşit çeşit otantik hediyeler ya da eviniz için otantik hediyeler ile dolu. Bu nedenle size daha özel şeylerden bahsedeceğim.

-Potica

İçerisinde çeşitli dolgu malzemeler bulunan küp gibi şekillendirilmiş kek tatlı diyebilirim.

Le Potica

Özellikle Ljublyana da çok tutulan bir tatlı. Bu nedenle sadece bu tatlının satıldığı dükkanlar var. Bence hem ülkenin hem de şehrin ana tatlısı. En güzeli cevizli ve çikolatalı olan. Bunun dışında çok farklı dolgu malzemeleri de kullanılmakta.

Özellikle kahvenin yanında harika gidiyor. Küçük gibi görünse de bir tanesi bir kişi için yeterli oluyor.

Le Potica

Gördüğünüz kutu 15 €. Gereksiz pahalı bulsam da denemenizi ve değer verdiğiniz kişiler için almanızı tavsiye ederim.

Saklama şartlarına gelince; fırından yeni çıkmış taze poticalar, oda sıcaklığında hava almayacak şekilde sarıldığında 3 ila 5 gün boyunca tazeliğini koruyormuş. Kısa mesafeli uçuşlar veya birkaç günlük seyahatler için uygun olduğunu söylüyorlar.

Eğer vakumla mühürlenmiş (vacuum-sealed) poticalar tercih edilirse bu paketlerin raf ömrü 3 haftaya kadar çıkabiliyormuş ve yolculuk şartlarına çok daha dayanıklı oluyorlarmış. Tercih sizin.

Poticanın yanına küçük bir hediye daha eklemek isterseniz, yine Slovenya’ya özgü Piran deniz tuzu veya orman balı gibi diğer popüler lezzetleri de değerlendirebilirsiniz.

Doğal ve yerel malzemelerle el yapımı çikolata barları, her çikolata sever için mükemmel bir hediye seçeneği.

Slovenya Şarabı

Şarap üretimi ise bu küçük ülke için oldukça ileri durumda. Ülkenin hem batısında hem de doğusunda kaliteli şaraplar üretiliyor. Özellikle Maribor ve çevresindeki bağlarda üretilen şaraplar oldukça kaliteli ve Doğu Avrupa’da da oldukça revaçta. Porto Douro Nehri ilişkisini burada Maribor Drava Nehri arasında görmek mümkün.

Doğal olarak restoranlarda inanılmaz bir şarap çeşitliliği var. Sizleri de çok fazla seçenek bekliyor. Çok iyi bir şarabı ortalama 20 € fiyattan kendinize almanız ya da değer verdiğiniz kişilere hediye etmeniz mümkün.

Ljubljana Nerede Kalınır?

Ljubljana’da 2 kişi kahvaltı dahil gecelik otel fiyatları yıldız sınıfına ve sezona göre genellikle ekonomik bazda 70-120 € aralığında değişiyor. Tesiste ayrıca ödenen kişi başı gecelik ~3-4 € civarındaki şehir/turist vergisi dahil olmayabilmektedir.

Bu fiyatlara dönemsel yoğunluklar (yaz ayları ve yılbaşı dönemi fiyatlar yukarı çekiliyor, kışın ise düşüyor) ve tesiste ayrıca ödenen kişi başı gecelik ~3 € – 4 € civarındaki şehir/turist vergisi dahil olmayabilmektedir.

Bizim Ljubljana’da tercihimiz 3 yıldızlı İbis Styles Ljubljana Centre oldu.

İbis Styles Ljubljana Centre

Tabii ki tercihimizde otelin Preseren Meydanı ve Üçlü Köprü’ye (Tromostovje) sadece 1,5 km mesafede olması etkili oldu. Diğer taraftan otelin Ljubljana Otobüs Terminali (Avtobusna postaja Ljubljana)‘ne ve Ljubljana Tren İstasyonu (Železniška postaja Ljubljana) yürüyerek 5 dakika mesafede olması da size yürüyerek tüm şehri gezme ve aktarma noktalarına çok rahat ulaşma imkanı da sunuyor.

Bu şık ve merkezi Ljubljana oteli Ljubljana Joze Pučnik Havalimanı’na da araçla sadece 25 dakika mesafede bulunuyor.

Otel modern odaları ile dikkat çekse de tuvalet bölümünün tam kapalı olmaması ve saydam olması bizim için de biraz fazlaca modern oldu. İnsanın böyle bir lavaboda ne kadar modern de olsa kendini rahat hissetmesi pek mümkün olmuyor.

Avrupa’da kahvaltı anlayışı kontinental kahvaltı veren oteller dışında pek ağız tadımıza uygun ve yeterli olmadığından çevrede bulunan yöresel seçenekleri değerlendirmek istedik ve kahvaltı almadık.

İbis Styles Ljubljana Centre

Otelin en güzel yanı kesinlikle terası. Özellikle geceleri Ljubljana Kalesi manzarasında mutlaka bir kahve ya da içki molasını hak ediyor.

Bu merkezi otelde 2 ve 1 olmak üzere ayrı günlerde toplam 3 gün kaldık ve kahvaltısız 3 kişi için 240 € ödedik. Şehrin çok kalabalık olduğu Noel dönemi de dikkate alınırsa merkezi bir otel için lavabo saydamlığını dikkate almazsanız gerçekten güzel bir fiyat olduğunu söyleyebilirim.

Değerlendirme

Ljubljana’nın Eski Şehri, diğer başkentlerin çoğuna kıyasla oldukça küçük… bu da 1 veya 2 gün içinde birçok yeri görmeyi ve yapmayı gerçekten kolaylaştırıyor.

Diğer taraftan bu küçük alanda gerçekten keyifli bir Noel gezisi yapabilirsiniz. Hatta bu gezinizi çok yakınınızda bulunan Bled ve Bohinj kaçamakları ile hayli zenginleştirmeniz de mümkün.

Bu kapsamda bence Noel döneminde Ljubljana gezisi tüm yönleri ile bakıldığında gezginler için harika bir alternatif oluşturuyor.

Slovenya ile ilgili diğer yazılara Slovenya Gezi Rehberi‘nden ulaşabilirsiniz. Bölgesel planlama yapıyorsanız Orta Avrupa Gezi Rehberi‘ne bakmayı unutmayın. Sağlıcakla Kalın.

Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana Noel’de Ljubljana

Mobil sürümden çık