Site icon Gezer Döner – Gezi Rehberi Sitesi

Pierre Loti Tepesi

Yazı Dizisi : İstanbul Gezi Rehberi
Daha Fazla Yazı

Yazar : Sevdiye Yeşil

Uzun bir aradan sonra tekrar İstanbul’u gezmeye devam ediyoruz ve bugün Aşıklar Tepesi de denen Pierre Loti Tepesi’ne gideceğiz ve ben size tepeye kendisinin isminin verilmesine sebep olan hüzünlü bir aşk hikâyesi anlatacağım.

Yeniden gezmeye başlayabilmek ayrı bir mutluluk kaynağı. “İstanbul’da yaşamak başka, İstanbul’u yaşatmak başkadır’’ sözünü bu sitede yazmaya başladığım gün itibariyle çok sever oldum.

Yazılarım sayesinde İstanbul’u yaşatmaya başladım ve ödülünü de sizler sayesinde aldım. ‘’Ayın Biri Kilisesi’’ yazım Google da ilk sayfaya okurlarımızın sayesinde geldi. Teşekkürler…

İstanbul’u gezme ayrıcalığına sahip olmak en büyük mutluluk kaynağım oldu ki nasıl olmasın. Her bir köşesi buram buram tarih ve hikâyeleriyle dolu.

Üzülerek yazıyorum ki son dönemde yaşadığımız kısıtlamalarla sizler gibi bende sadece İstanbul’da yaşadım. Kısıtlama olmayan günlerde işime gittim, ihtiyaç duyduğum zamanlarda market alışverişimi yaptım(ve tedbir amaçlı sadece acil durumlarda) ve kısıtlama başladığında evimde vakit geçirmenin keyfini sürdüm. Evet, keyfini sürdüm ama bu kısa bir süre için geçerli oldu. Bir süre sonra enerjim düştü. Hepimizin çok iyi bildiği bir duygu olduğuna eminim. Özledim sevdiklerimle kucaklaşmayı, karşılıklı kahve içmeyi, sohbet etmeyi. Hasret kaldık birbirimize desem daha doğru olur.

Eyüp

Şuan çok mutluyum çünkü cumartesi günümüz açıldı. Bir gün bir gündür diyorum ve hemen bir gezi planlıyorum. Planlıyorum ama tedbiri elden bırakmamak gerekiyor, açık alan olmalı diye düşünüyorum. Son dönemde ise her telefon görüşmemizde İpek’le sürekli kahve sohbetlerimize duyduğumuz özlemden bahseder olmuştuk. Konuştuğumuz gibi ilk açılmada buluşuyoruz. ‘’Ahh corona sayende tam sekiz aydır yüz yüze gelemedik’’ diye küçük bir sitemim de var tabi ama bizden mutlusu da yok tabii.  

Metrobüsten indiğimde gördüğüm manzara karşısında çimenlerin üzerinde yuvarlanma isteğimi zor durduruyorum. Bunu yapan birileri olsaydı emin olun bende kendimi bırakırdım. Yemyeşil bir Eyüp karşılıyor beni. Ohh içim açıldı resmen, dediğimde abarttığımı düşünmeyin.

Pierre Loti Tepesi Yolunda Eyüp

Pierre Loti Tepesi’ne gidebilmek için önce Eyüp’e gidiyoruz ve bu fırsatta istifade Eyüp Sultan’ın Türbesi’ni ziyaret ediyoruz.

Eyüp, Eyüp Sultan’ın Türbesi’nden dolayı bu ismi alır. ‘’Eyüp’’ ya da ‘’Eyüp Sultan’’ olarak halk arasında iki söylemde kullanılıyor.

Eyüp Sultan’ın geçmişine baktığımızda Asıl adı Halid bin Zeyd olup; Medineli ilk Müslümanlardan ve seçkin sahabeler den biri.

Peygamber Efendimiz 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret ettiği zaman, evi yapılana kadar yedi ay onun evinde misafir kalmış, Allah’ın Resulü hayatta bulunduğu sürece yanından hiç ayrılmaz. Peygamber Efendimizin vahiy kâtipliğini yapar, Peygamber Efendimizle birlikte Bedir, Uhud, Hendek savaşlarına da katılır, Mekke’nin ve Taifin fethinde de bulunur.

Peygamber Efendimizin vefatından sonraki devirlerde ise; Suriye, Filistin, Mısır ve Kıbrıs’ı fetheden orduda yer alır.

Hz. Muhammed (s.a.v.)’in; “Konstantiniyye elbette feth olunacaktır. Onu fetheden komutan, ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir.” Hadis-i Şerif’indeki müjdeye mazhar olmak için bütün komutalar gibi Eyüp Sultan da 669 yılında 80 küsur yaşında iken İslam ordusu ile beraber İstanbul seferine katılır ve surlara kadar gelir ancak kuşatma esnasında şehit düşerek buraya defnedilir.

Tabi o yıllarda Eyüp sur dışındadır. İstanbul peygamber efendimizin hadisinden sonra defalarca fethedilmek istenmiş ancak Fatih Sultan Mehmet’e kadar sonuç alınamamıştır. Bu dönemde şehit düşen sahabe ve asker mezarları şimdiki Eyüp’tedir.

Eyüp Sultan Türbesi

Fatih Sultan Mehmet fetihten sonra 1453 yılında başta hocası Akşemsettin olmak üzere eşrafı (kurmayları) ile şehit mezarlarını ziyarete gider. Rivayete göre bu ziyareti esnasında Eyüp Sultan’ın mezar yeri çok değer verdiği hocası Akşemsettin tarafından belirlenir. Kalp gözü açık olan hocası bastonunu havaya atar düştüğü yer türbe olarak kabul edilir ve yapımına başlanır.

Eyüp Sultan Cami

Beş yıl sonra da 1458 yılında Eyüp Sultan Camii yaptırılarak ibadete açılır. Tabi türbe ve caminin ziyaretçileri yoğun bir şekilde günümüzde de devam etmektedir. Ben özellikle cumaları ve kandilleri burada geçirmeyi çok severim. Yoğun bir şekilde sevgi, hoşgörü, paylaşma, yardımlaşma görebilirsiniz. Huzur veren atmosfer beni hemen içine alıyor, sizi de alacağına eminim.  

Pierre Loti Tepesi

Rotamız Âşıklar Tepesi yani Pierre Loti Tepesi; tercihe göre caminin yan sokağından tepeye çıkan keyifli bir teleferik var.

Özellikle gece ihtişamlı bir manzara karşınıza çıkıyor. Yürüyerek ya da araç da seçenekler arasında. Eşsiz Haliç manzarası ile işte Pierre Loti Tepesi’ne varıyoruz.

Pierre Loti Tepesi’ne Çıkış
Pierre Loti Tepesi’ne Çıkış

İlk gelişimi hatırlıyorum, bir gece ince topuklu ayakkabılarımla şık bir restorandan çıkıp buraya kahve içmeye gelmiştik.

Pierre Loti Tepesi

Kahvesi meşhurmuş ve İstanbul’un en çok ziyaret edilen popüler yerleri arasındaymış. Başta yürümekte zorlandığım için yadırgamıştım ama ‘’sürüden ayrılanı kurt kapar’’ misali gruba uydum ve oturmak üzereyken fark ettiğim manzara, işte o an hissettiğim duygunun tarifi yok.

Pierre Loti Tepesi

Beni benden aldı, nasıl bir tepki verdiysem arkadaşlarımın her biri ‘’yaa işte’’, ‘’biz seni’’ diyerek övgülerini sıralamaya başladı. Benim gibi kahve sevene biçilmiş kaftan olsa da buranın her bir köşesi inanılmaz güzel.

Pierre Loti Tepesi

Pütü kareli masa örtüleri en sevdiğimden. O nedenle diğer katlarını değil de tarihi kahvehanenin olduğu bölümü farklı severim.

Pierre Loti Tepesi

Garsonları otantik giyimli, şalvar ve fesleri var. Masa bulmak zor ama imkânsız değil. Hatta siz masadan kalkmadan sizden sonra oturacak kişileri görür, selamlaşırsınız. Kalktığınız yer asla boş kalmaz. Yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı, sayılamayacak kadar çok ziyaretçisi var.

Aziyade Restoran

Pierre Loti’nin asker kökenli Fransız yazar olduğunu hepimiz biliyoruz. Kendisini Aziyade ile tanıyoruz ve tepede ‘’Aziyade Restoran’’da bulunuyor. Peki, bu eşsiz manzaralı tepe nasıl onun adını alıyor? İşte şimdi hüzünlü bir aşk hikâyesi geliyor.

Pierre Loti 1850 yılında Fransa’da doğar, Fransız Deniz Kuvvetlerinde albaylığa kadar yükselir ve Mısır, Japonya, Çin seferleri ile uzaklara açılarak dünyayı dolaşır ve bir gün İstanbul’u keşfeder. Osmanlı kendisini çok fazla etkilemiştir, kitaplarında bu yansımayı okuyabilirsiniz. Anadolu işgali sırasında ise Türkleri savunarak milli mücadeleye desteklemesiyle Türk halkının sempatisini kazanır ve Osmanlı Devleti gibi Ankara hükümeti de kucak açar Türk dostuna. 4 Ekim 1921 tarihinde kedisine Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bir mektup yollanır. Artık ‘’İstanbul Şehri Fahri Hemşehri’’ ünvanını almıştır.  

1876 yılında subay olarak geldiği Selanik’te Aziyade adını verdiği Hatice adındaki Çerkez güzele sevdalanır. Hatice’nin o dönemde bir ağanın üçüncü eşi olduğu söylenir. Aralarındaki bağın gücü bu ilişkiden ikisini de alıkoyamaz. Hatice’nin İstanbul’a geleceğini öğrenen Pierre Loti, sevdiği kadından önce İstanbul’a gelir ve onu bu şehirde beklemeye başlar. Sevdiği kadını beklerken bu şehri de adım adım dolaşır. Her adımında Aziyade’sine ve İstanbul’a tekrar tekrar âşık olur. Ve o dönemde Rabia Hatun Kahvesi olarak anılan yerde, Haliç manzarası karşısında gizli gizli görüşürler. Fakat Pierre Loti’nin ülkesinden acil olarak çağrılmasıyla bu buluşmalar son bulur.

İki âşıkta birbirlerini asla unutamamıştır ve bu hasrete dayanamayan genç subay tekrar İstanbul’un yolunu tutar. Ancak onu acı bir sürpriz beklemektedir. Hatice yıllarca kendisinden haber alamadığı genç subayın yolunu beklemiş fakat kendisine döndüğünü göremeden genç yaşında hayata gözlerini yummuştur. Aziyade’nin mezarı Eski Topkapı Mezarlığı’na defnedilir. Genç subay mezarını bulur ve sonraki gelişlerinde kabir ziyaretlerini devam ettirir. 

Pierre Loti Tepesi

İşte Aziyade ve İstanbul’a olan aşkı ile tanıdığımız Pierre Loti; bu hikâye ile ‘’Pierre Loti Tepesi’’ adını alır. Aziyade kitabında bu aşkın ölümsüzlüğünü okurken Pierre Loti’nin mezar taşı kopyasını Fransa’daki evine yollattığı bilgisini de paylaşmak istiyorum. Şuan o mezar taşı Rochefort’ta yer alan Pierre Loti müzesinde sergileniyor. Müzede seferlerinde bir araya getirdiği metal objeler, silahlar, hançerler, bıçaklar, miğferler ve kılıçlar; yok yok yani. Seksene yakın olağanüstü parçayı içeren ikiyüz nesneden bahsediliyor.

Pierre Loti kendi ülkesini eleştiren yazar olarak da ‘’Can Çekişen Türkiye’’ kitabıyla dikkatleri üzerine çekmiştir. Kitabında Batı politikalarını eleştirerek Türklere destek verir, kendi ülkesi Fransa’nın işgalciliğini de eleştirir. Hatta o yıl Türkiye’ye geldiğinde Tophane Rıhtımında büyük bir törenle karşılanır.

İşte yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin ve kültürlerin gelip geçtiği İstanbul, geçmişten günümüze daha nice hikâyeleri yaşamış, yaşamaya da devam ediyor. Eteklerindeki mezarlığında epey ziyaretçisi olduğu aşikâr.

Yeşil alanın bol olduğu tepede dolaşmak, seyir terasında fotoğraf çekilmek enerjimizi epey yükseltiyor. Birde kahve ve çaylar eşliğindeki sohbet, tüm bunların üzerine ilaç gibi geliyor. En kıymetlisi orada yaptığımız paylaşım. Meğer ne kadar ihtiyacımız varmış açık havaya. Mutlu anılarla günü bitiriyoruz.

Normalleşme başladı evet, ama hala dikkat etmemiz gereken virüs ortada olduğu için tedbiri elden bırakmamak gerekiyor. Yoğun kalabalık ve kapalı alanlara girmemeye özen gösteriyoruz. En önemlisi de her zaman olduğu gibi kalkan görevi yapan maskelerimizi takıyor, silahımız olan dezenfektan ve kolonyamızla donanıp çıkıyoruz.

Aman sosyal mesafeye dikkat! SAĞLIKLA KALIN!    İstanbul ile ilgili diğer yazılarımız için İstanbul Gezi Rehberine bakmayı unutmayın. Sağlıcakla Kalın.

Exit mobile version