Site icon Gezer Döner – Gezi Rehberi Sitesi

Tevfik Fikret’in Evi Aşiyan Müzesi

Yazı Dizisi : İstanbul Gezi Rehberi
Daha Fazla Yazı

Yazar : Sevdiye Yeşil

İstanbul’u gezmeye Tevfik Fikret’in Evi Aşiyan Müzesi ile devam ediyoruz bugün yazar arkadaşım İpek Güneş bana eşlik etti.

Her zaman olduğu gibi kalkan görevi yapan maskemi kuşandım, silahım olan dezenfektan ve kolonyamla donanıp düştüm yollara.

Aşiyan Müzesi Yolunda

İpek’le buluşma saatime epey vakit vardı. Bende Bebek sahilinde yürümeyi tercih ettim. Denizin sonsuzluğunda kaybolmayı çok severim, en güzel hayallerimi gözlerim dalgayla buluştuğunda kurar, en güzel şiirlerimi denize mırıldanırım ve içimi dökerim zaman zaman.

Bebek

Bugün yine denizle beraberdik ama yalnız değildik. Birkaç balıkçımız denizde tekneleriyle ekmeklerinin peşindeydi, bense Tevfik Fikret’in Aşiyanda ki malikânesine doğru çevirdim rotamı.

Heyecanlıydım hem de çok heyecanlı. Nasıl olmam ki?

Türk şiirinin mabedi ya da Tevfik Fikret’in yuvası da diyebiliriz. Farsça ‘’Yuva’’, ‘’Kuş Yuvası’’ anlamına gelen ‘’Aşiyan’’ ismini Ünlü şairimiz Tevfik Fikret bizzat kendisi vermiş.

Orhan Veli Heykeli

Aşiyan parkının önünden geçerken Orhan Veli ile karşılaşıyorum. Elinde kitabı, yanında martısı ‘’İstanbul Türküsü’’ şiirindeki gibi;

‘’Rumelihisarı’na oturmuşum;
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum;
İstanbul’un mermer taşları;
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;’’

Orhan Veli Heykeli

Hemen bir fotoğraf alıyorum, dönüşte selfie çekmem gerektiğini kendime not düşerek yoluma devam ediyorum. Aşiyan mezarlığının yanından Arnavut kaldırımlı dik yokuşu tırmanmaya başlıyorum. Yolum uzun ve yorucu, ama çıktığımda tüm yorgunluğumu unutacağımı söylüyor iç sesim.

Aşiyan Müzesi

Soluksuz kalarak tırmandığım yokuşun sonunda ilk olarak bembeyaz ev ve ağaçlar içinde muhteşem bir Boğaziçi manzarası karşıladı beni.

Aşiyan Müzesi

Öyle etkilendim ki, merdivenin başına oturdum. Hem dinlenmek, hem de manzaranın bende ki etkisi ile artan heyecanımı kontrol altına almak istiyorum.

Aşiyan Müzesi

Müzenin görevlisi ile o esnada tanıştım. Gittiğim saatte kimsenin olmaması da büyük avantaj oldu. İşini yüreği ile yapan insanlar vardır ya, onlar iyi ki var diyorum. Müze görevlisi de bu özel insanlardan biriydi, merak ettiklerimi tek tek anlatıyor. Alanına hâkim olması ve bunu karşı tarafa aktarması takdirlikti ve ben sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Evin tüm çizimleri Tevfik Fikret’e ait. Hayalini kurduğu evi çizmiş. Böylelikle öğretmen, şairin yanına mimar unvanı da yakıştırıyorum kendimce.

Tabii sadece 1906-1915 yılları arasında yaşayabiliyor bu evde, ömrü bu kadarına yetiyor. 1940 yılında eşi Nazime Hanım`dan İstanbul Belediyesi tarafından satın alınıp 1945 yılında Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak açılmış.

Elimizdeki bilgiler arasında şairin Aksaray’daki evini satıp Aşiyan için anlaştığı müteahhitin ise parayı alıp kaçtığı ve köşkün borçla bitirildiği, Tevfik Fikret’in inşaat sırasında işçilerle birlikte çalıştığı, 1906’da köşkün yapımının bittiği var.

Tevfik Fikret, Boğaziçi’ne bakan büyük pencerelerle ve binayı saran geniş bir balkonla donattığı Aşiyan’ı çok seviyordu ama özenle inşa ettiği köşkte hem ülkenin haline kahrolduğundan hem de evlat hasretinden hastalanır.

Adına şiirler yazdığı oğlu Haluk’u bilmeyeniniz yoktur. Eğitim için gittiği Amerika’dan dönmemiş 1965 yılında Florida’da vefat etmiştir.

HÂLUK’UN BAYRAMI

Baban diyor ki: “Meserret çocukların, yalnız
Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle;
Fakat sevincinle
Neler düşündürüyorsun, bilir misin?…Babasız,
Ümitsiz, ne kadar yavrucakların şimdi
Sıyâh-ı mateme benzer terane-î îdi!

Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir;
Çıkar, biraz da şu öksüz giyinsin, eğlensin;
Biraz güzellensin

Şu ru-yı zerd-i sefalet…Evet meserrettir
Çocukların payı; lakin sevincinle
Sevinmiyor şu yetim, ağlıyor…Hâluk, dinle!

En çok bu şiirini severim, ne kadar güzel mesajlar veriyor. Haluk’tan bahsetmişken paylaşmak istedim.

Aşiyan Müzesi

Arkadaşımı beklerken manzaranın keyfini çıkararak evin dış cephesini ve bahçeyi fotoğrafladım. Özel bir yerdeydim ve dışı bu kadar etkileyici ise içerisini hayal edemiyordum. Ama manzarayı bırakıp içeriye de giremiyordum.

Bahçede birkaç hafta önce yapılan anma törenin izleri hala var. Tevfik Fikret ölümünün 105. Yılında anılmış. İpek’le bahçeyi incelemeye devam ediyoruz.

Müze Bahçesinde

Her gün okula gittiği evinin arkasındaki merdivenler orada ama kapı kapatılmış ve eski Robert Koleji’nin yerini Boğaziçi Üniversitesi almış.

Tevfik Fikret Kabri

Bahçede ki kabir ziyaretimizi tamamladıktan sonra evin içine yöneliyoruz.  Bu arada Tevfik Fikret, kayınpederi Mustafa Efendi’ye Aşiyan’daki evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet etmiş olmasına rağmen Aşiyan’ın sonradan kimin eline geçeceği konusundaki şüphe ve endişeler nedeniyle Eyüp’teki aile mezarlığına gömülür. Mezarı, 1945’te müze yapılan evine 24 Aralık 1961’de geçirilir ve ‘’Edebiyat-ı Cedide Müzesi’’ ismi ‘’Aşiyan Müzesi’’ olarak değişir. Devamında semtte aynı ismi alır.

Müzede Sergilenenler

Bahçe içerisinde üç katlı ahşap ev, Türkiye’nin ilk Edebiyat müzesi olma özelliğini de taşıyor. Evin girişinde aynı görevli karşılıyor bizi.

Aşiyan Müzesi

Önce dezenfekte oluyoruz, galoşlarımızı giyiyoruz ve bize verilen sesli anlatım cihazı rehberliğinde salona giriş yapıyoruz.

Tevfik Fikret’in Balmumu Heykeli

Girişte Tevfik Fikret ‘’HOŞGELDİNİZ’’ der gibi karşılıyor bizi. Öyle gerçekçi bir balmumu heykeli yapılmış ki etkilenmemek mümkün değil.

Tevfik Fikret’in Sis Tablosu

Hele yanı başında hala kendisinin astığı yerde duran ‘’SİS’’ tablosu; Tabloya ilk bakışta gri sis bulutu ve küçük bir sandaldan başka bir şey görmüyoruz derken elimizdeki cihazdan gür bir ses;

‘’Sarmış yine ufuklarını bir inatçı sis,
Bir ak karanlık ki gitgide büyüyen
Ağırlığı altında silinmiş gibi her şey
Bu tozlu yığından ibaret bütün manzara’’

Şiir eşliğinde yoğunlaşarak baktığımızda Süleymaniye’nin kubbe ve minareleri, Galata Köprüsü kısaca İstanbul siluetiyle buluşuyoruz. Şehzade Abdülmecid Tevfik Fikret’in ‘’Sis’’ şiirinden etkilenerek bu tabloyu yapar ve Tevfik Fikret’e hediye eder.

Eşsiz bir sanat eseri ve beni ilkokul yıllarıma götürüyor. Okul müdürümüz Doğan Gündüz bir dersimizde elleriyle kravatını kapatmış ve bize rengini sormuştu. Bir haftadır aynı kravatı takıyorum ve beni her gün görüyorsunuz demişti. Evet her gün görüyorduk ama kravat rengini sınıfta bilen olmamıştı. O zaman bize bakmak ve görmek arasındaki farkı uzun uzun anlatmıştı. Şimdi değerli hocamın bu anlatımına uyarak bakmak için değil görmek için baktığımda görmüştüm İstanbul siluetini.

Atatürk Köşesi

Hele giriş katta bulunan ‘’Atatürk Köşesi’’ müzenin özel alanları arasında. Atatürk’ün de hayranı olduğu ve ‘’Ben devrim ruhunu ondan aldım.’’ dediği Tevfik Fikret’in ölümünün üçüncü yılında Aşiyan’a geldiği ve yazdığı anı defteri bu köşede sergileniyor.

Yine bu katta Edebiyat-ı Cedideciler’in fotoğraf, kitap ve özel eşyalarının sergilendiği Edebiyat-ı Cedide Odası, Abdülhak Hamit’e ait kişisel eşyalar, tablolar, fotoğraflar, çalışma masası ve koltukların bulunduğu Abdülhak Hamit Salonu, kadın şairlerimizden Nigar Hanım’a ait kitaplar, fotoğraf, resimler, şahsi arşiv ve eşyalarının sergilendiği Şair Nigar Hanım Odası bulunuyor.

Tevfik Fikret’in Yatak Odası
Tevfik Fikret’in Çalışma Odası

Tevfik Fikret’e ayrılmış olan ikinci katta, şairin yatak odası ve çalışma odası yer alıyor. Şairin yaşadığı yıllarda yatak odası olarak kullandığı odada şahsi eşyaları ve vefat ettiği yatak sergileniyor.

Aşiyan Müzesi

Yatak odasının manzarasına bayılıyoruz. Düşünsenize bu manzara karşısında uykuya dalıyorsunuz ve yeni günü kucaklıyorsunuz. Muhteşem bir his olmalı. Çalışma masası ve koltuğu çok özel bir tasarım. Hayranlıkla bakıyoruz. Ayrıca bir ressam olan Tevfik Fikret’in çizdiği kendi portresi ve Aşiyan Köşkü’nün planları çalışma masası üzerinde. Kendisi tarafından yapılan resim çalışmaları, tablolarda bulunuyor.

Tevfik Fikret’in Kitaplığı

Kitaplığını gördüğümüzde heyecanlanıyoruz. ‘’Beni de buraya gömün’’ diyor iç sesim. Çıkmak istemiyoruz ve bir tur daha atıyoruz bu katta ve en alt kapa iniyoruz.

Aşiyan Müzesi

Tevfik Fikret’in ailesine ait yemek takımları ile şairin kendi eseri natürmortların bulunduğu bölümde kurulu halde duran masa sahibini bekler gibi canlı görünüyor gözüme.

Aşiyan Müzesi

Tevfik Fikret’in ressamlığını en iyi şekilde yansıtan eserlerden birkaçı da burada bulunuyor. Yemek odasının duvarlarını süsleyen bütün tablolar şairin elleri ile yapılmış. Beni etkileyen yemek odasına tekrar bakarken acaba hangi edebiyatçılar ağırlandı bu odada diye düşünmeden edemiyorum. Mutfak ve çamaşırhane de bu katta.

Aşiyan Müzesi

Eski merdivenleri tırmanarak çıkışa yöneliyoruz. Aradan 105 yıl geçmesine rağmen her bir detayın canlı kalması inanılmaz bir şey değil mi?

Görmenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.

Müze pazartesi günleri hariç her gün saat: 09.00 – 16.00 arası açık, giriş ise ücretsiz.

İstanbul ile ilgili diğer yazılarımıza buradan bakabilirsiniz.

Exit mobile version