Site icon Gezer Döner – Gezi Rehberi Sitesi

Trabzon Gezisi

Trabzon Gezisi Ortahisar

Trabzon Gezisi Ortahisar

Yazı Dizisi : Trabzon Gezi Rehberi
Daha Fazla Yazı

Yazar : Serhat ÇELEBİOĞLU

Aslında çok çok uzun zaman önce lise dönemimde yani belki de yaklaşık 35 sene önce Trabzon Gezisi yapmıştım. Trabzon’a iş için tekrar gelince bu fırsattan istifade ederek şehri ve çevresini yeniden görmek için bir gezi planı yaptım.

Trabzon Gezisi

Kısa süreli de olsa harika bir gezi oldu. Aynen geçmişte olduğu gibi bende harika fotoğraflar ve izlenimler bıraktı. Şunu kabul etmek gerek Trabzon artık çok değişmiş modern bir şehir olmuş. Tabii ki bu konuda üniversite ve uluslararası turizmin direkt katkısını mutlaka kabul etmek gerek.

Özellikle Arap turistlerin göz bebeği olan şehre artık Arap ülkelerinden direkt uçuşlar bile yapılmaya başlanmış. Tabii ki bu durumun şehir sakinleri için olumlu olduğunun söylemem malesef mümkün değil çünkü şehir de oldukça pahalı hale gelmiş. Bir de müşteri seçen esnaf modeli burada hakikaten insanın canını sıkıyor.

Trabzon Gezisi Uzungöl

Yazımızın bundan sonraki kısmında şehir ve çevresi ile ilgili gezgin arkadaşlarımın işine yarayacak daha detaylı bilgilere yer vereceğim.

Trabzon Gezisi

Trabzon Ulaşım

Trabzon ulaşım sistemi; belediye otobüsleri, dolmuşlar ve taksiler üzerine kurulmuş. Maalesef halen metro ya da tram gibi sabit duraklı toplu ulaşıma geçilememiş.

Ulaşım daha çok sahil hattına yoğunlaşmış. Bunun nedeni Akçaabat ile Yomra’nın neredeyse birleşmiş olması. Bu hattın orta yerinde de Trabzon Uluslararası Havaalanı var.

Trabzon Gezisi

Şehir içi ulaşımda belediye otobüslerinde nakit ödeme kabul edilmiyor; ulaşım kartı ya da temassız banka/kredi kartı ile ödeme yapılıyor.

Havalimanından şehir merkezine belediye otobüsleri ve dolmuşlar ile ulaşım mümkün ve ortalama 10–15 dakikadır. Merkezden 121, 122, 125 ve 139 Numaralı Hatları kullanarak havalimanına ulaşabilirsiniz. Meydan’daki dolmuş duraklarından kalkan minibüslerle de havalimanına ulaşabilirsiniz.

Trabzon Gezisi

Şehir merkezi ile ilçeler arasındaki ulaşım midibüs ya da minibüsler ile sağlanıyor. Araklı, Arsin, Yomra, Sürmene, Of ve Çaykara gibi doğu yönündeki ilçelerin minibüsleri Pazarkapı Mahallesi’nden; Akçaabat, Vakfıkebir, Tonya, Maçka gibi batı ve güney yönündeki ilçelerin minibüsleri Atapark ve Sahil peronlarından kalkıyor.

Şehirler ve uluslararası ulaşım ise Trabzon Şehirler Arası Otobüs Terminali’nden sağlanıyor. Terminal çevresindeki duraklardan şehir merkezine belediye otobüsleri ve dolmuşlar ile ortalama 10 ila 20 dakika içinde kolayca ulaşabilirsiniz. 

Trabzon’un Tarihi

Trabzon’da ilk yerleşim, İyon kökenli Miletoslular’ın Batı Anadolu’dan MÖ 7. yüzyılda Karadeniz’e gelerek kıyılarda koloni şehirler kurmasına dayandırılıyor.

MÖ 6. yüzyılda ise Trabzon, Perslerin egemenliğine girerek Pont Kapadokyası adı verilen satraplık içinde kalmış.

Trabzon Gezisi

Şehrin bilinen en eski yerleşim kalıntıları, Tabakhane ve Zağnos Dereleri arasında kalan alan üzerinde tespit edilmiş. Bu alanın masaya benzemesi nedeniyle Trabzon adının eski Grekçe masa demek olan “trapezos” kelimesinden geldiği değerlendiriliyor.

Trabzon adına, Trapezos olarak ilk kez, MÖ 4. yüzyılda geçen olayların anlatıldığı “Anabasis” adlı antik kaynakta rastlanılmış.    

Pers hakimiyetine son veren Makedonya Kralı Büyük İskender’in ölümünden sonra oluşan karışıklık sırasında Pont satrabı II. Ariantes’in oğlu Mithridates, yerli halkın da desteğiyle Karadeniz’de MÖ 280 yılında merkezi Amasya olan Trabzon’un da dahil olduğu ilk Pontus Devletini kurmuş.

Bu dönemde Ermenistan, İran ve doğu ticaretinin yapıldığı bir ticaret şehri olarak öne çıkmış.

O dönemde Trabzon, içinde Ceneviz ve Venedik kolonileri bulunan, Çin’den gelen malların gemilere yüklenerek başka noktalara gönderildiği bir limanmış.

Anadolunun batısında güçlenen Roma Kralı Pompeius’un Pontus Kralı V. Mithridates’in ordusunu Kelkit Vadisi’nde bozguna uğratması üzerine Pontus Krallığı dağılmış ve bunun sonucunda Trabzon, MÖ 66 yılında Roma yönetimi altına girmiş.

Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrılınca Trabzon, merkezi Konstantinopol olan Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırları içinde kalmış.

Trabzon Gezisi

1204 yılında, IV. Haçlı Seferi sırasında Konstantinopolis’in düşmesi üzerine, başkenti terk eden Komnen soylularının Doğu Karadeniz’e göç etmesiyle Bizans tacı Trabzon’a taşınmış; burada bağımsız olarak Komnenos Krallığını kurmuşlar.

Doğu Karadeniz kıyısında 400 km uzanan dar bir dağlık alana hakim olan, Trabzon merkezli devletin sınırları, doğuda Gürcistan’a, güneyde Selçuklulara dayanıyormuş.

Yeni yönetim gümüş madenlerinin de etkisiyle de ekonomik olarak güçlenmiş ve I. Manuel Komnenos zamanında (1238-1265) en parlak dönemini yaşamış.

Trabzon, Komnenoslar Döneminde tıpkı Konstantinopol gibi bir sur içi başkent özelliğine bürünmüş.

Trabzon Gezisi Sümela Manastırı

Payitaht olmak Trabzon’a birçok önemli saray, kilise ve manastır kazandırmış.

Anadolu Selçukluları ile evlilik bağı oluşturarak ve Osmanlı Devletine yıllık vergi ödeyerek çatışmalardan kaçınma stratejisi izlenmiş. Böylece Trabzon İmparatorluğu 1461 yılına kadar, 257 yıl hüküm sürmüş.

Akkoyunlu Devleti Sultanı Uzun Hasan’a güvenen David Komnenos, iktidarı döneminde (1458-1461) vergi ödemeyi kesip Osmanlılara karşı Avrupa’daki büyük devletlere ittifak önerisi yapınca İstanbul’un fethi sonrasında Fatih Sultan Mehmet, 1461 yılında Trabzon’u kuşatmış, ele geçirmiş ve Komnenosları tarihe gömmüş.

Trabzon Gezisi Ortahisar

Bu tarihten itibaren Trabzon, önce eyalet ve sancak olarak şehzade ve mutasarrıflar tarafından idare edilmiş. Yavuz Sultan Selim de şehzadeliği sırasında (1491-1512) Trabzon’da Sancak Beyi olmuş, oğlu Kanuni Sultan Süleyman burada doğmuş.

Trabzon, 1868 yılında vilayet olmuş, merkez sancağı dışında Lazistan, Gümüşhane, Canik Sancakları da buraya bağlanmış.

Trabzon ve çevresi I. Dünya Savaşı sırasında, 1916’da Ruslar tarafından işgal edilince, özellikle Rumlar ve Ermeniler, yerli halka büyük işkenceler yapıp sayısız insan öldürmüşler. 1917′de Rusya’da “Bolşevik Devrimi” olunca Türk Çeteleri, 1918 yılında Trabzon’u tekrar ele geçirmiş.

Atatürk, Cumhuriyet döneminde Trabzon’a 1924, 1930 ve 1937 yıllarında, 3 kez gelmiş ve tüm mal varlığını burada Türk Milletine bağışlamış.

Trabzon Gezilecek Yerler

Trabzon Surları

Günümüzde Trabzon Kalesi’nin günümüze kadar gelmeyi başarabilmiş surları şehrin en eski yapılarını oluşturuyor. Aşağı Hisar surlarının tamamına yakını, Orta Hisar surlarının büyük bir bölümü ve Yukarı Hisar surlarının bir kısmı yıkılmış.

Yapılan en eski yapı malzemesi ve işçilik tespit çalışmalarına istinaden kale surlarının ilk olarak Roma Dönemi MÖ 4. yüzyılda Tabakhane ve Zağnos Vadileri arasındaki yüksek kaya kitlesi üzerine inşa edildiği değerlendirilmekte.

527-564 yılları arasında Bizans İmparatoru Justinianus şehir surlarını restore ettirmiş.

1297-1330 yılları arasında Trabzon İmparatoru II. Alexios döneminde Türklere karşı yapılmaya başlandığı değerlendirilen Aşağı Hisar, güneyde Zağnos Köprüsü, kuzeyde deniz arasında bulunuyor. Bu surlar, Roma İmparatoru Hadrianus Döneminde (117-138) inşa edilen Moloz Limanı boyunca uzanmakta.

İlk yerleşimin yapıldığı ve şehrin en önemli yapılarının bulunduğu Orta Hisar, geç dönem Osmanlı zamanında idare merkezi olmakla birlikte üst sınıf için iskân yeri olarak da kullanılmış. Orta Hisar’ın batısında zindan, imaret ve Zağnos, doğusunda Tabakhane, güneydoğusunda Cuma kapıları bulunuyor.

Trabzon Gezisi Ortahisar

Ortahisar bugün; dar, taş döşeli sokakları, tarihi surları, cumbalı geleneksel evleri ve Bizans ile Osmanlı izlerini taşıyan mimarisiyle şehrin gezilecek en renkli eski yerleşim yerini oluşturuyor.

Burada özellikle fotosever arkadaşlarım için taş duvarlar ve eski evler arasında kıvrılarak ilerleyen otantik yol manzaraları var. Bu yol manzaralarında ahşap işçilikli, cumbalı ve taş tabanlı eski geleneksel Trabzon konakları oldukça ilgi çekiyor.

Trabzon Gezisi Ortahisar

Zağnos Vadisi’ne bakan tüm noktalar şehir ve doğa manzarasına hakim olduğundan bence bu bölge fotoğraf tutkunlarının gerçekten zaman ayırması gereken yer olmalı.

Zağnos Burcu, Osmanlı Dönemi’nin Trabzon’daki klasik yapı örneklerinden biri. 4 katlı olarak yapılan burcun kaleye denizden çıkarma yaparak gelecek olan saldırıları bertaraf etmesi amaçlanmış. Burcun zindanı bugün kütüphane olarak kullanılıyor.

Osmanlı Dönemi’nde Trabzon Kalesi’nde 2 ayrı onarım ya da yenileme yapılmış. Bunlardan ilki Sultan II. Bayezid devrinde 1491/1492, ikincisi ise Kanuni Sultan Süleyman devrinde 1541 yıllarına ait.

Yavuz Sultan Selim tarafından 1514 yılında annesi için yaptırdığı Trabzon’un simge yapılarından 23 pencereli Gülbahar Hatun Camii de Zağnos Burcu’nun çok yakınında bulunuyor.

Yine söz konusu burca çok yakın konumda bulunan 10 veya 11. yüzyılda inşa edildiği değerlendirilen Ortahisar Fatih Camii’ni de görülmesi gereken yerler olarak unutmamak gerek.

1461 yılında Trabzon’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethinden önce hem manastır hem de kilise (Theotokos Crysokephalos Kilisesi) olarak hizmet etmiş hatta Trabzon İmparatorlarının tahta çıkma törenleri burada yapılıyormuş, ölen bazı imparatorlar da kilise içine veya bahçesine gömülmüş.

Trabzon Gezisi Fatih Cami

Fatih Sultan Mehmet, Trabzon’u fethettikten sonra ise fethin de sembolü sayılan bahse konu kiliseyi camiye çevirmiş ve ilk Cuma namazını burada kılmış. Bu nedenle de gezilecek yerler arasında mutlaka burası da olmalı.

Trabzon Gezisi Yukarı Hisar

Surların en güneyde kalan bölümü Yukarı Hisar/İç Kale, kalenin de en güneyde kalan akropol bölümü. Bu bölüm gözle görülebilir en sağlam bölüm durumunda.

Ganita

Trabzon’un şehir merkezinde kıyı hattında bulunan doğal ancak oldukça tarihi bir koy. Ganita isminin kökeni üzerinde farklı görüşler bulunmakla birlikte kabul edilen net bir görüş yok.

Trabzon Gezisi Ganita

Ancak bu koyun antik çağlardan itibaren liman, ticaret, askeri sevkıyat noktası ve kültür alanı olarak kullanıldığı konusunda herkes hem fikir.

Özellikle Roma döneminde Trabzon askeri ve ticari bir üs olarak kullanıldığı için bu faaliyetlerin merkezi de doğal bir liman özelliği gösteren Ganita olmuş.

Trabzon Gezisi Ganita

Hem Bizans hem Trabzon Rum İmparatorluğu döneminde Ganita liman olarak önemini korumuş. Osmanlı döneminde ise Ganita, daha çok balıkçılık ve küçük ölçekli deniz ticareti için kullanılmış.

Trabzon Gezisi Ganita

Cumhuriyet döneminden bu güne kadar da bu doğal liman daha çok sosyal ve kültürel bir merkez olarak halkın yaşamında olmuş.

Trabzon Gezisi Ganita

Bugün bölgeyi gezerseniz yürüyüş yolları, dinlenme alanları ve peyzaj düzenlemeleri ile artık şehrin ortak toplanma alanı haline geldiğini göreceksiniz. Özellikle yazın Trabzon çok nemli olduğu için yaylalara çıkma imkanı olmayan sakinler kendilerini özellikle sıcak havalarda buraya atıyor.

Tüm kıyı ile koyun etrafına şezlonglar yerleştirilmiş. Tabii ki çok hoş ve güzel. Ancak buradan denize giren kimse görmedim çünkü malesef bu bölgede denize girmek konusunda genel bir mesafeli yaklaşım söz konusu….

Trabzon Ayasofya Kilisesi

Şehrin batısında, denize yakın, tepelik bir arazi üzerinde konumlanmış Ortodoks dünyası için önem taşıyan Ayasofya Kilisesi, bölgedeki Ortaçağ dini yapıları arasında freskleri araştırılarak açığa çıkarılan tek kilise. Bu nedenle de Trabzon tarihinin ve mirasının önemli bir bileşeni kabul ediliyor.

Trabzon Ayasofya Kilisesi

İsmine gelince Ayasofya, Aya ve Sofya diye 2 kelimeden oluşuyor. Aya, kutsal, dindar ve azize; Sofya ise bilgelik, temiz ruhlu ve temiz düşünceli anlamlarda kullanılıyor. Sonuç olarak Ayasofya, “kutsal bilgelik” ya da “dindar/azize Sofya”anlamına geliyor.

Trabzon Ayasofya Kilisesi

Yıllar sonra geldiğimde gördüm ki Trabzon çok değişirken kilisede çok bir şey değişmemiş. En önemli değişim 2013 yılından beri artık sadece bir müze değil ibadet için de kullanılması. Yani artık kilise için müze cami demek de çok yanlış olmaz.

Trabzon Ayasofya Kilisesi

Kilise ile ilgili detaylı bilgi için Trabzon Ayasofya Kilisesi başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Trabzon Atatürk Köşkü

Yıllar sonra geldiğimde gördüm ki kilisede olduğu gibi köşkte de çok bir şey değişmemiş. İlk gelişimde Soğuksu semtindeki köşke bugünkü gibi düzgün bir yol olmadığı için ulaşımı gerçekten kolay değildi. Bugün ise toplu ulaşım ile köşke kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz.

Trabzon Atatürk Köşkü

Köşk, Atatürk’ün vasiyetnamesi yazıp tüm mal varlığını Türk Milletine armağan etiği yer olarak tarihi bir öneme sahip.

Trabzon Atatürk Köşkü

Bugün müze olarak hizmet veren ve Trabzon’un en fazla ziyaret edilen yerlerinden birisi olan köşkte, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıla ait mobilyalar, porselenler, halılar vb. başka Atatürk’e ait eşyalar ile tablolardan oluşan 344 adet eser sergileniyor.

Trabzon Atatürk Köşkü

Atatürk Köşkü ile ilgili detaylı bilgi için Atatürk Köşkü başlıklı yazımı okuyabilirsiniz..

Sümela Manastırı

35 sene önce ilk gelişimde manastıra bugünkü gibi yol olmadığı için vadiden itibaren bayağı uzun bir tırmanış yaptıktan sonra ulaşabilmiş manastıra vardığımızda nefes nefese kalmıştım.

Sümela Manastırı

O zamanlar yaşlı bir insanın manastıra çıkabilmesi için tek şansı eşeklerdi. Yoksa manastıra çıkması imkansızdı. Bugün vadide yapılan yollar sayesinde neredeyse manastırın kapısına kadar gidebiliyorsunuz.

Sümela Manastırı

Diğer taraftan daha çok yeni yapılan restorasyon sanki biraz manastırın ihtişamını öldürmüş gibi. Aşağıdan bakıldığında manastırın o eski ihtişamlı hali artık yok sanki.

Sümela Manastırı

Şifalı ayazması, mucize gerçekleştirdiğine inanılan ve havari Aziz Lukas’ın yaptığı kabul edilen ünlü ikonası ile manastır Rum Ortodoksları için kutsal sayılıyor hatta hac yeri kabul ediliyor. Ayrıca UNESCO “Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi”nde de yer alıyor.

Sümela Manastırı

Sümela Manastırı belli bir süre içerisinde inşa edilip bitirilmiş bir manastır değil. Dünya’daki çoğu ikon yapı gibi yüzyıllardır inşası devam eden ve hem eklemeler hem de restorasyon ile kendini de yenileyen bir yapı. Burada önemli olan husus bu tip yapıların geleceğe mümkün olduğunca orijinal olarak taşınması. Sanırım biz bu konuda hala çok da yetkin değiliz.

Sümela Manastırı

Sümela Manastırı ile ilgili detaylı bilgi için Sümela Manastırı Gezisi başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Uzungöl

Çok uzun zamandır yapmak istesem de pek ayağımın gitmediği bir geziydi aslında Uzungöl Gezisi. Gidenlerden çok fazla eleştiri duymuş gezi planlarıma almayı da hiç düşünmemiştim aslında. İşin ilginci buraya da günün şartları getirdi zaten beni.

Uzungöl

Trabzon’da işimin olmadığı bir günde şu meşhur sütlaçtan yemek ve fotoğraf çekmek için Maçka’daki Hamsiköy’e gitmeyi planlamıştım.

Uzungöl

Hamsiköy minibüsleri daha doğrusu merkezden doğu, batı ve güney yönlü tüm minibüsler Trabzon’daki Çömlekçi Durağı’ndan hareket ediyor. (Son aldığım bilgilere göre tüm durak Moloz’a taşınmış. Kontrol edin lütfen.)

Uzungöl

Oraya gidince şöyle ilginç bir olay ile karşılaştım. Minibüsler Çömlekçi’den sadece 12:00-17:00 saatlerinde kalkıyor. Hamsiköy’den ise sadece 08:00-09:00 saatlerinde kalkıyor. Yani giderseniz orada kalıp sabah dönmek zorundasınız. Sanırım köylüler günübirlik gezi istemiyor.

Dolayısıyla aracım olmadığı için bu plandan vazgeçip gitmesi en kolay olan Uzungöl’e bizzat gitmeye ve yapılan eleştirileri yerinde görmeye karar verdim. Böylece günübirlik yaptığım beklenmedik Uzungöl Gezisi de başlamış oldu.

Uzungöl

Burayyı gördükten sonra da daha sonra gitmeyi planladığım tüm yayla gezilerini ne göreceğimi tahmin ettiğim için iptal ettim. Uzungöl ile ilgili detaylı bilgi ve gün sonundaki düşüncelerim için Uzungöl Gezisi başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Trabzon’da Ne Yenir? Nerede Yenir?

Gezginler için bir şehri tanımanın en iyi yolunun mideden başladığını düşünüyorum. Ancak, yaptığım geziler neticesinde Türkiye’nin çoğu yerinde olduğu gibi Trabzon’un da malesef kendine has zengin bir yemek kültürü olmadığını sonucuna ulaştım. Tersini iddia eden herkese saygı duyuyorum ama bu benim fikrim.

Pekünlü Merkez Pide

Bunun sebebinin de evlerden çıkan zengin Karadeniz yemek kültürünün gerek ekonomik sebepler gerek globalleşen ya da standartlaşan Dünya yemek kültürü içerisinde kaybolması olarak değerlendiriyorum.

Bu kapsamda yöreye has yemekleri tatmak ya da bunları sizlere ulaştıracak mekanları bulmak hayli zor. Daha açık söylenirse restoranların genel olarak riski olmayan bilinenleri sunan yerler olduğunu söyleyebilirim.

Bu nedenle tercih yaparken hep internette yazanlara değil yerli halkın ne söylediğine baktığımı ve bizzat gidip yemek yediğim mekanlar özelinde sizlere kişisel değerlendirmelerimi aktaracağımı bilmenizi isterim.

Pekünlü Merkez Pide

Şehrin yemek kültürü özetle balık, köfte ve hamur üzerine kurulu. Tatlı olarak da sütlaç ve helva ön planda. Diğer çeşitler ise biraz daha geri planda ve destekleyici konumda. 

Ben pek bir fark olmadığını düşündüğüm için öğle ve akşam yemek ayrımı yapmadım. Siz giderseniz yemek ve mekan seçim inisiyatifi tabii ki sizin ama alınan ders ya da tecrübe bildiğiniz gibi her zaman esastır.

Uğur Usta Hamsiköy Sütlacı

Deneyimlerim ile ilgili detaylı bilgi ve gün sonundaki düşüncelerim için Trabzon’da Ne Yenir? Nerede Yenir? başlıklı yazımı okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar diliyorum.

Trabzon Alışveriş

Geçmişi muhtemelen şehrin kuruluşuna dek uzanan Uzun Sokak, Dünya’nın en eski caddelerinden biri olarak kabul ediliyor. Trafiğe de kapalı olan ve büyük ticari markaların mağazalarının bulunduğu bu sokak şehrin de alışveriş merkezi olarak görülüyor.

Buradan hediyelik olarak Sürmene Bıçağı, Trabzon Hasırı, Telkari ve Kazaziye, Keşan Şalı ve Minik Kemençe alabilirsiniz. Yiyecek olarak hem hediyelik hem de kendinize Vakfıkebir Ekmeği, Trabzon Peyniri, Fındık ve Pestil/Köme ve Beton Helva alabilirsiniz.

Değerlendirme

Trabzon, çok katmanlı karmaşık bir kültüre sahip. Son dönemde bu kültüre üniversitenin ve turistik olarak gelen Arap turistlerin ciddi bir katkısı olmuş.

Trabzon’u beklenmedik şekilde oldukça modernleşmiş bir şehir olarak tanımlayabilirim. Ancak zengin Arap turistlerin malesef şehre ciddi parasal katkısı esnafı yerli halka bakışını oldukça olumsuz etkilemiş. Tabii ki herkes böyle değildir ama neredeyse tüm esnaf, yerli halk ya da turiste hizmet etmeyi neredeyse zaman kaybı olarak görmeye başlamış.Bu tabii ki hiç hoş bir durum değil.

Diğer taraftan şehrin biraz dışına çıkınca inanılmaz doğa katliamları ile yüzleşiyorsunuz. Burada da hem yerli halkın hem de yetkililerin doğaya bakışı net olarak görülüyor. Hatta güzelim şehirlerimizi mahveden o meşhur müteahhitlerin nereden ve hangi anlayışla geldiklerini yerinde görebiliyorsunuz. Dünya güzeli doğamız malesef burada çok ciddi bir tehdit altında….

Aslında bölge hem doğası hem kültürü ile muhteşem. Ancak anlayışın değişme şart. Doğa amasız korunmalı ve şehir tüm Dünya turistleri için hazır olmalı…

Diğer Trabzon yazılarımız için Trabzon Gezi Rehberi‘ne, planlamaya yönelik bölge yazılarımız için de Doğu Karadeniz Gezi Rehberi‘ne bakmanızı tavsiye ederim. Sağlıcakla Kalın.

Trabzon Gezisi Trabzon Gezisi Trabzon Gezisi Trabzon Gezisi Trabzon Gezisi Trabzon Gezisi Trabzon Gezisi Trabzon Gezisi

Exit mobile version