Site icon Gezer Döner – Gezi Rehberi Sitesi

Serhat Şehri Kars Gezimiz

Yazı Dizisi : Kars Gezi Rehberi
Daha Fazla Yazı

Yazar : Alev ERTURGUT

Tüm gezgin dostlara merhaba ☺, bugünkü yazımızın konusu Serhat Şehri Kars Gezimiz. 

Yolculuğumuzun ilk bölümünü Doğu Ekspresi ile Ankara’dan Serhat Şehri Kars’a Yolculuk başlığı ile anlatmıştım. Bu bölümde ise Kars’ı anlatacağım sizlere. 

Kars; ızgara modeline göre tasarlanmış sokakları ve Rus mimarisi ile taş işçiliğinin ayakta kalan örnekleri ile ünlü şehrimiz. Günümüzde Azerilerin, Kürtlerin Terekemelerin ve Türkmenlerin yaşadığı bu güzel şehrimizde faklı dinlere ait ibadet yerlerini, Ruslardan kalma korumaya alınmış taş yapı evleri, yer altı şehrini, eski antik kenti, heykelleri ve daha birçok tarihi yapıyı görebilirsiniz. 

Kars Gezimiz Kars Çayı

Kars tarihine en büyük etkiyi Rusya’dan Kafkaslara ve Kars çevresine sürülen Ruhani Hristiyanlar olarak nitelendirilen Malakanlar yapmış. Yöre halkını patates ve lahana ile tanıştırıp peynirciliği öğretmişler.

Karsın Hikayesi

Şehrin hikayesi ile başlayalım o zaman…

Kars hakkındaki beni çok etkileyen ve şimdiye kadar bilmediğim bir hikayesi var; Rus işgali sırasında askerimizin olağanüstü savunması ve halkın da askerlerimize var gücü ile destek vermesi dönemin bir İngiliz Subayını öyle çok etkilemiş ki bunu her yerde anlatmaya başlamış ve bundan çok etkilenen Kanada, bir şehrinin ismini değiştirerek Kars ismini vermiş.

Kars Gezimiz

O dönemde İngiltere Kanadası Okyanus Altı Telgraf Projesi de henüz bitmiş ve ilk geçilen haber Türklerin Kars’ı Ruslara karşı çok başarılı bir şekilde savunup işgale son verdiği ve bu büyük başarıyı ölümsüzleştirmek için Kanada’daki bir şehre Kars isminin verildiği olmuş. Kanadalı Kars şehri UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. Ottawa yakınlarındaki şehri bugün de görmek mümkün.

Kars aynı zamanda ilk Gazi unvanını alan ve en eski Türkçe isme sahip ilimiz. Ama Gazi unvanını Cumhuriyet öncesi aldığı için resmiyete dökülememesi üzüntü verici.

Karstayız

Yaklaşık 40 saatlik yolculuktan sonra sabaha karşı 02.30 gibi nihayet Kars’a ulaştık. Doğu Ekspresi deneyimi yaşamak için Kars’a turla gitmeyi tercih ettiğimizden ilk bölümde bahsetmiştim. İyi ki de öyle yapmışız çünkü o sert iklim şartlarında araç kullanmamız zaten mümkün olmayacakmış.

Şehrin merkezindeki Simer Otel’de konakladık. Gayet temiz ve sıcaktı. Kahvaltı beklentinizi çok yüksek tutmayın ama. Orta halli açık büfe kahvaltımızı yaptık ve heyecanla beklediğimiz Ani Harabeleri ve Çıldır Gölüne gitmek üzere servisimize bindik.

Int: https://www.simerhotel.com/kars.html

Kars Gezimiz Ani Harabeleri

Ani Harabeleri, Kars’ın güneydoğusunda merkeze 42 km uzaklıkta ama tabii ki yoğun kar nedeniyle oldukça yavaş gidiyor aracımız.

Abughamrents Kilisesi

Ani 10. yy.da Ipek Yolu üzerine Ermeniler tarafından inşa edilmiş bir şehir. 3600 yıl boyunca burada varlığını sürdürmüş en önemli ticaret merkezlerinden biri olmuş. 1064 te Alparslan tarafından kuşatılmış ve Selçuklu hakimiyetine geçmiş.

Ebul Menucerh Cami

1319 yılındaki depremde ağır hasar gören şehir binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip.

Ebul Menucerh Cami

Anadolu’daki ilk Türk camisi Ebul Menucerh Cami burada yapılmış.

2016 da Unesco Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. Görebileceğiniz başlıca yapılar Kervansaray, İpek Yolu Köprüsü, Kilise, Manastır, Hamam, Kale ve Mağara olacak.

Hava oldukça soğuk ve karlı olsa da bu büyülü atmosferde bir tarih yolculuğu yapıyor insan taş yapıların heybeti ve gizemine kapılarak.

Ani Katedrali

Fakat benim için en büyük hayal kırıklığı o soğukta koşarak bir an önce ulaşmaya çalıştığım, fotoğraflamak için can attığım Ani Katedrali’nin tadilat nedeniyle her tarafında iskele kurulmuş olması oldu. Normal görüntüleri için tıklayınız. Bu ihtişamlı taş yapı gerçekten çok etkileyici. Tabii ki diğer yapılar da öyle.

Kars Gezimiz Çıldır Gölü

Ani Harabeleri’nde tarihi koklayıp Çıldır Gölü’ne doğru yollara düştük. Yolun yoğun kar yağışı yüzünden kapanma ihtimali olsa da vazgeçmedik.

Çıldır Gölü, Kars ve Ardahan il sınırları içinde 123 km² alanı ile Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük tatlı su ve en büyük ikinci gölü. Birçok dere ve pınarla besleniyor fakat tek çıktısı Ermenistan sınırında bulunan Arpaçay’ın kolu olan Telek Çayı.

Göl etrafındaki otlaklarda hayvancılık yapılıyor ve 4 mevsim balıkçılık yapılan bir gölümüz Çıldır. Fakat günümüzde tarım kimyasallarının tehdidi altında ne yazık ki.

Çıldır Gölü

Çıldır’a ulaştığımızda uçsuz bucaksız beyazın üzerinde rengarenk süslenmiş koşan atların coşkusu beni benden aldı.

Yine her zaman ki gibi heyecanımı bastıramayıp koşmaya başladım. Bir an önce atlarla haşır neşir olmalıydım bir at tutkunu olarak.

Yalnız soğuk dayanılmaz bir hal almıştı burada nem oranı fazla olduğu için. Parmaklarımızı hissedemez duruma gelince restorana girip 3-5 dakika ısınıp tekrar fırlıyorduk dışarı çocuklar gibi. Soğuğa rağmen oyun havalarına da hayır demedik.

Çıldır Gölü

Hem atlı kızak yaptık (kişi başı 20 tl) hem de at bindik.

Çıldır Gölü

Harika bir deneyimdi. Bu arada gölün mis gibi suyundan çıkan nefis aynalı sazanlar Atalay’ın Yeri adlı restoranda bizim için hazırlandı (Porsiyon 50 TL (2020)). Oldukça lezzetliydi. Soğuktan düşen enerjimiz bu ziyafetten sonra yerine geldi. Restoran ile ilgili detaylı bilgiler için tıklayınız.

Kars Merkez

Fethiye Cami

Artık dönüşümüzü daha fazla riske atmadan yola çıkmalıydık. Akşam saatlerinde Kars merkeze ulaştık, henüz hava kararmadığı için Fethiye Cami’ni görecek vaktimiz oldu.

Fethiye Cami

Dikdörtgen biçimindeki görkemli taş yapı 19. yy’da Ruslar tarafından kilise olarak yapılmış ve Kars’ın işgalden kurtuluşundan sonra 2 şerefeli 2 minare eklenerek camiye dönüştürülmüş.

Kafkas Gecesi

Otelde aldığımız akşam yemeğinden sonra ekstra olarak katıldığımız Kafkas Gecesine gidiyoruz. (Kişi başı 50 TL (2020)). Önce en eski Kars geleneği olan “Aşık Geleneği” ile program başladı. Saz çalıp deyişlerini okudular. Bizi bekleyen asıl sürprizden habersiz aşıkları alkışlarla uğurladık ve Kafkas oyun ekibi çıktı sahneye.

Hiç bu kadar muhteşem bir gösteri beklemiyorduk. Meğer çıkan grup Legends birçok ödüle sahip çok profesyonel bir grupmuş. Gece bitsin istemedik hiç, çok çok keyif alarak ve şaşkın izledik. Ayakta alkışladığımız bu harika ekibin gösterisinden sonra otelimize döndük.

Kars Gezimiz Sarıkamış

Son günümüzdeki ilk durağımız hepimizin yüreğini sızlatan, tarihi yaramız Sarıkamış. Şehitlikte durup hem dualarımızı ettik hemde bu berbat tarihi olayı yeniden andık bugünkü rahatlığımızdan çok utanarak.

Boğazımız düğümlenerek yola devam ettik ve yine Kars’ımızın bünyesinde bulunan Sarıkamış Kayak Merkezi’ne doğru yol aldık. O gün anladım ki o derece acı hikayesi olan bir yerde gülmek eğlenmek çok yakışıksız olurmuş.

Sarıkamış Kayak Merkezi

Kayak merkezine girdik ve rehberimizin yukarıdaki cafenin sahlebini ve ortamını çok övmesi üzerine telesiyeje binip yukarı doğru harika kar manzarası ile çıkmaya başladık. Cafenin olduğu orta kısımda indik. Her şey harika görünüyordu. Çok güzel manzara fotoğrafları çekebileceğim derken arkamızdan koşarak bir kayakçı seslendi. Telefonunuzu düşürdünüz dedi. Bu an beynimden aşağı kaynar suların indiği andı. Telefonum telesiyejde cebimden kayıp düşmüş 1 mt kara gömülüp kaybolmuştu. Hemen geri döndük tabi ve kayakçılarla birlikte epeyce arasak da ne yazık ki bulamadık. Hüzünlü Sarıkamış beni böyle uğurladı yani.

-Ölçülü Köyü

İkinci durağımız kaz eti yiyeceğimiz Ölçülü Köyü’ndeki restorana çevrilmiş bir ev oldu.

Ölçülü Köyü

Bende iştah falan kalmamıştı tabi. Ama ortam mükemmeldi.

Ölçülü Köyü

Taş ve ahşabın bir araya geldiği ortasında kocaman bir soba yanan mis gibi bir köy ortamıydı. Yöresel tahıl ve değişik otlarla yaptıkları çorbaları çok lezzetliydi. Arkasından kaz suyunda pişmiş bulgur pilavı ve üstünde kaz eti olan yemeğimiz de geldi. Ev yapımı turşularla birlikte her şey nefisti.

-Katerina Köşkü

Buradan ayrılıp yine Sarıkamış ta bulunan ihtişamlı bir yapı olan Katerina Köşkü nü görmeye gidiyoruz. Köşk Rus
Çarı tarafından oğlu için rehabilitasyon merkezi ve aynı zamanda ailesi için av köşkü olarak kullanılmak üzere çok özel bir mimari teknikle yekpare ahşaptan hiç çivi kullanılmadan yaptırılmış.

Katerina Köşkü

Sırtını ormana dayamış ön cephe manzaralı oldukça ihtişamlı bu köşkü yoğun kar nedeniyle sadece uzaktan görebildik. Sarıkamıştan geçerseniz görmenizi tavsiye ederim. Sarıkamış’a veda edip Kars merkeze doğru gidiyoruz.

Tekrar Kars Merkezdeyiz

-Kars Harp Tarihi Müzesi

Önce Türkiye’nin bence en özel müzelerinden biri olan Kars Harp Tarihi Müzesi’ne girdik.

Kars Harp Tarihi Müzesi

Daha kapıdan içeri adım atar atmaz loş ışık ve ses efektleriyle tarihi yeniden yaşar gibiydik.

Kars Harp Tarihi Müzesi Şehit Çarıkları

Soldaki ilk odada yerde duran ve içlerinde mum yanan şehit çarıkları zaten bizi bizden aldı.

Kars Harp Tarihi Müzesi Şehit Çarıkları

Soldaki ilk odada yerde duran ve içlerinde mum yanan şehit çarıkları zaten bizi bizden aldı. Bir duvarı ayna ile kaplanmış odada sanki sonsuzluğa uzayan çarıkların yanında öylece kalıyorsunuz.

Kars Harp Tarihi Müzesi

Ve sonra muazzam kusursuzlukla yapılmış bal mumu askerlerimizin bütün savaş hallerini görüyorsunuz. Sanki oracıkta canlanacaklarmış gibi o derece gerçek yapılmışlardı. Bütün tarih çok güzel derlenip kısa kısa yazılarla anlatılmış.

Kars Harp Tarihi Müzesi

Hele askerlerin yazdığı mektuplar hepimizi ağlattı. İnsanı varlığından utandıracak derecede mücadele dolu yılları yaşamış gibi olduk.

Kars Harp Tarihi Müzesi

Bahçesinde ise Kazım Karabekir’in Rus Çarı’na verdiği 2 ata karşılık jest olarak Çarın da Kazım Karabekir’e hediye ettiği tren vagonu duruyor. Buradan da hüzünle ayrılıp Kars merkezindeki diğer tarihi yapıları görmeye gittik.

-Kars Kalesi ve Taş Köprü

Taş Köprü, altından akan suyu ve karlı manzarasıyla yağlı boya tablodan fırlamış gibiydi.

Kars Kalesi ve Taş Köprü

Orada fotoğraf çekmeye doyamadım. Hemen yakınında Kars Kalesi ve On iki Havariler Kilisesi vardı. İnsan hangisine bakacağını şaşırıyor gerçekten muhteşem yapılardı.

Cheltikov Oteli

Buradan da yine Ruslardan bize yadigar kalan meşhur Cheltikov Oteli görmeye gittik. Burayı 1894 te Cheltikov ailesi kendilerine konak olarak Baltık mimarisi ile inşa etmişler. 2011 de 27 odalı otele dönüştürülmüş. Otel hakkında yazılanlar oldukça iyi yorumlar.

-Labris Restaurant

Son olarak Kars’ın olmazsa olmazlarından çarşı içindeki peynircilerden peynir almaya sıra gelmişti. Envayi çeşit peynirler arasında seçim yapmakta zorlandık tabi biraz.

Alışverişimizi bitirip otele döndük ama daha gün bitmemişti ve akşam için Kars’ın gözde mekanlarından olan Labris Sahne’ye canlı müzik dinlemeye gittik.

Labris Restaurant

Müzisyenler oldukça kaliteliydi ve son akşamımız onlar sayesinde harika geçti.

Kars’a sırf onları dinlemek için bile gidilir diyorum ve şiddetle tavsiye ediyorum. Cemal Süreyya’nın “Beyaz, Uykusuz ve Uzak ta “ diye nitelendirdiği bu çok özel şehrimizdeki seyahatimiz de böylece sona erdi. Yeni bir rotada tekrar buluşmak üzere sevgiyle, sağlıkla kalın sevgili gezgin dostlar.

Ben şahsen Kars’a doyamadım. Tur haricinde bireysel olarak tekrar gitmek ve sindire sindire sokaklarında dolaşmak tarihi koklamak isterim.

Kars ve çevresi ile ilgili diğer yazılarımız için Kars Gezi Rehberi‘ne de mutlaka bakın.

Exit mobile version